Okuduğumuz kitaplarda, izlediğimiz filmlerde ve dinlediğimiz masallarda hep şu anlatıyla karşılaşıyoruz: Doğru kişiyle karşılaştığımızda karnımızda kelebekler uçacağı, yoğun bir heyecan hissedeceğimiz ve bunun gerçek aşka işaret ettiği söyleniyor. Oysa hissettiğimiz bu yoğun heyecan her zaman aşkın ya da doğru kişinin işareti olmayabilir. Bazen bu duygu, geçmişten tanıdık gelen kaotik ve kaygı veren ilişki dinamiklerinin yarattığı yoğun bir uyarılmışlık hâli olabilir. Geçmişte sevgiyi, ilgiyi, kabul görmeyi, onaylanmayı ya da değerli hissetmeyi daha çok koşullu bir şekilde almak zorunda kaldıysanız, bunlar için sürekli çaba göstermeniz gerektiğini deneyimlediyseniz ve birincil bakım vereninizle ya da yakın bağ kurduğunuz kişilerle ilişkinizde sevgi, ilgi, kabul ve onay size tutarsız bir şekilde sunulduysa, buna bağlı olarak bazı ilişki şemaları geliştirmiş olabilirsiniz.
Bu durumda zihniniz sevgiyi, kaygıyla, belirsizlikle ve duygusal dalgalanmalarla ilişkilendirmiş olabilir. Benzer kaotik ilişki dinamikleriyle karşılaştığınızda beyniniz bu tanıdık tabloyu gördüğü için yoğun bir kaygı ve uyarılmışlık hissi yaratıyor olabilir. Çünkü geçmişte sevgiyi bu şekilde deneyimlemeye alıştığınız için, gerçek sevginin ancak bir mücadeleyle, bir sorunla ya da bir belirsizlikle gelebileceğini düşünmeye başlamış olabilirsiniz. En önemlisi de zihninizin ilişkilere dair işleyişi zamanla bu şekilde şekillenmiş olabilir. Bu nedenle size kaygı veren, belirsizlik hissettiren ilişki dinamikleri güvenli olmasa bile tanıdık geldiği için onlara karşı daha güçlü bir çekim hissedebilirsiniz. Bu tanıdıklık çoğu zaman yanlış bir şekilde tutku ya da güçlü bir çekim hissi olarak yorumlanabilir. Oysa beynimiz aslında tanıdık olan ilişki kaosuna çekiliyor olabilir. Tam tersi bir ilişki örüntüsüyle karşılaştığınızda, yani tutarlı, duygularını açıkça ifade eden ve size sevgisini doğrudan gösterebilen biriyle birlikte olduğunuzda, sevgi için yoğun bir mücadele vermek ya da sürekli çaba göstermek zorunda kalmadığınızda, beyniniz alışık olduğu o kaosu ve duygusal dalgalanmaları bulamayabilir. Bu nedenle ilişkinin içinde sanki yeterince heyecan yokmuş ya da doğru kişiyi bulamamışsınız gibi hissedebilirsiniz. Güvenli bağlanan biriyle birlikte olduğunuzda ilişkinin zaman zaman size sıkıcı gelmesi de mümkündür. Ancak bu, ilişkinin yanlış olduğu ya da ortada bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bazen bu durum, sadece geçmişten tanıdığınız ilişki dinamiklerinin tetiklenmediğini ve ilk kez daha güvenli bir ilişki deneyimlediğinizi gösteriyor olabilir.
Oysa bu tür ilişkilerde eksik olan şey aşk değildir. Eksik olan şey, geçmişten çok iyi tanıdığınız o kaotik ilişki örüntüsüdür. Çünkü çoğu zaman sağlıklı olanı değil, tanıdık olanı seçme eğiliminde oluruz. Peki bu döngü nasıl değişir? Sürekli kaotik ilişkilerin içine çekilmek yerine daha sağlıklı ilişkilere nasıl yönelebiliriz? Kendi ilişki örüntülerinizi ve geliştirdiğiniz şemaları fark etmeye, bu şemalar tetiklendiğinde ortaya çıkan modları tanımaya başladığınızda bu döngü de değişmeye başlar. Eskiden size çekici gelen, belirsizlik yaratan ve sevgiyi koşullu ya da kaotik bir şekilde deneyimlediğiniz ilişkiler artık aynı çekiciliği yaratmaz. Çünkü artık bunun neye işaret ettiğini bilirsiniz.
Bunun yerine size güven veren, duygularını açıkça ifade eden, tutarlı davranan ve sevgisini daha sağlıklı, daha tutarlı bir şekilde gösterebilen insanlara yönelmeye başlarsınız. Böylece hem sağlıklı bir bağ kurabilen bir bireye dönüşür hem de sağlıklı bağ kurabilen insanlarla ilişki kurmaya başlarsınız. Çünkü sağlıklı bir ilişki sürekli kaygı, belirsizlik ve kaos üzerine kurulmaz. Elbette her ilişkide zaman zaman anlaşmazlıklar, kaygılar ve sorunlar yaşanabilir. Ancak sağlıklı ilişkileri ayakta tutan şey bunlar değildir. Sağlıklı ilişkiler; tutarlılığın, karşılıklı değerin, duygusal yakınlığın ve güvenli bağlanmanın üzerine inşa edilir. Kendinizi anlaşılmış hissettiğiniz, kendiniz olabildiğiniz ve güvende olduğunuzu deneyimlediğiniz ilişkilerde çok daha sağlıklı bağlar geliştirmeye başlarsınız.