Durma, Yorulsan da Yürü: Devam Edebilmenin Sessiz Zaferi


  • Oluşturulma Tarihi : 19.02.2026 10:00
  • Güncelleme Tarihi : 19.02.2026 10:00

Hayat, çoğu zaman görkemli başlangıçların ya da trajik sonların toplamı gibi görünür. Oysa asıl hikaye, o iki uç nokta arasındaki uçsuz bucaksız “orta yerde”, yani her şeye rağmen yola devam edilen o sıradan anlarda yazılır. Modern dünya bizi hep bir “sonuca” odaklanmaya, bir “varış çizgisine” koşmaya zorlarken; ruhun en büyük ihtiyacı olan o kadim yeteneği unutturuyor: Devam edebilmek.

Devam edebilmek, sadece hareket halinde olmak değildir. O, hayal kırıklıklarının küllerinden bir yol haritası çıkarabilme sanatıdır. Bir projede başarısız olduğumuzda, bir kalbin kapıları yüzümüze kapandığında ya da kendimize olan inancımız sarsıldığında, olduğumuz yere çökmek en kolay seçenektir. Ancak gerçek gelişim, o çöküş anında değil, ertesi sabah “bir kez daha deneyeceğim” diyerek ayağa kalkan o yorgun iradede saklıdır.

Akademik dille “devamlılık” (persistence) olarak adlandırılan bu yeti, zekadan veya yetenekten çok daha belirleyicidir. Tarih, dehasıyla parlayan ama ilk engelde vazgeçenlerle değil; vasat imkanlarla yola çıkıp, durmamanın gücüyle dünyayı değiştirenlerle doludur. Devam edebilmek, aslında kendimize verdiğimiz en büyük sözdür. “Henüz bitmedi,” diyebilme cesaretidir.

Bu süreçte en büyük düşmanımız, hız tutkusudur. Her şeyin anında olmasını isteyen bir çağda, yavaş ilerlemeyi “durmak” sanıyoruz. Oysa bir nehrin denize ulaşması hızıyla değil, akışındaki süreklilikle mümkündür. Bazen adımlarımız küçülür, bazen nefesimiz daralır ama yönümüz belli olduğu sürece her hareket bir zaferdir. Devam etmek, mükemmel olmaya çalışmaktan vazgeçip, sadece “orada olmaya” ve “çabalamaya” devam etme olgunluğuna erişmektir.

Toplumsal olarak da bir “devam edebilme” kültürüne muhtacız. Bir hata yapıldığında sistemi yıkmak yerine, hatayı onarıp yola devam eden toplumlar, krizleri evrime dönüştürebilenlerdir. Kolektif hafızamızda yer etmesi gereken ana fikir şudur: Yenilgi, düştüğümüz an değil, kalkmaktan vazgeçtiğimiz andır.

Sonuç olarak; yol bazen sisli, bazen yokuş, bazen de alabildiğine yalnız olabilir. Ama unutmayın ki; güneş, sadece bulutların çekilmesini bekleyecek kadar sabırlı ve devam etmeye kararlı olduğu için her sabah yeniden doğar. Hayatın tüm gürültüsü içinde kendinize şu fısıltıyı borçlusunuz: “Yorulabilirsin ama durma, sadece devam et.”

Durma, Yorulsan da Yürü: Devam Edebilmenin Sessiz Zaferi
Metin Olataş
Yazarımız Kim ?

Metin Olataş