2-0’DAN BİR DÜDÜKLE 1-4’E

Galatasaray-Barcelona maçı için belki de söylenecek en iyi söz “Rakip çok iyiydi” olsa gerek.
Yusuf Çağırtekin
Yusuf Çağırtekin

Dünyanın hali hazırda en formda takımı ile karşı karşıya geldi Galatasaray Şampiyonlar Ligi’nde ve ilk yarı tüm Avrupa devlerinin İstanbul’da tattığı çekinikliği yaşattı Barcelona’ya.

Bekledi ve rakibinin hücum girişimlerine karşı iyi savundu kalesini.

Sadece savunmakla da kalmadı, belli bölümlerde karşılık verdi. Bu anlardan birinde hem ilk golü hem de ikinci golü bulmayı başardı.

İnsan düşünmeden edemiyor ya o ikinci gol iptal edilmeseydi… Milyonlarca Galatasaray taraftarı bu soruyla koydu başını yastığa dün gece. Kimi uyudu, kiminin de uykuları kaçtı…

En bariz eksiklik oyuncu kalitesi diyebilirsiniz ama bence organizasyon eksikliğiydi daha da bariz olanı.

Zaten bu ‘oyun organizasyonu’ dediğimiz şeyi iyi yakalayan takımlar belli noktalara kadar kadro kalitesi en iyi rakipleri de saf dışı bırakabiliyor. Örneği geçen seneki Molde…

Bir başka sorun ise rakipten çekinerek oynaması oldu Galatasaray’ın.

Elbette ki haddini bilerek oynamak gerekir bu tür maçları ama fazla saygı, rakibi de haddinden fazla cesaretlendirebiliyor ne yazık ki… Bu Barcelona olsa bile!

Ama yine de şunu fark ettik; Galatasaray dünyanın en iyi takımı da olsan, doğru organizasyon ile seni kendi sahasında alt edebilir bir anda.

Nitekim yine aynı yere geliyoruz ya Barış Alper’in pozisyonunda ofsayt ihlali olmasa ve skor 2-0’a gelseydi… Tabi ki bu sorunun cevabını asla bilemeyeceğiz…

Bilemeyeceğiz ama Barcelona’da da 2-0’ın endişesini gördük kısa süre de olsa. Hansi Flick’in kenarda endişeli gözleri, oyuncuların ‘ne oluyor’ diye bakınması… Gol iptal olmasa panik yapabilirlerdi ve bu da bize çok yarardı.

Ama olmadı…

İkinci yarı çok ciddiyetsiz bir oyun ile başlandı Barcelona’ya karşı. Okan Hoca ‘iİk beş dakkaya dikkat’ demiş ama sahada göremedik bu dikkati ve bir anda

1-3’e geldi skor.

Neden ciddiyetsiz ve ilk yarıya göre daha az bir konsantrasyon ile başladık orasını anlayamadım. Ve hiç içine giremediğimiz ikinci yarıda rakibe teslim ettik maçı.

Mağlup olduk olmasına da sebeplerini de bilmek, görmek, analiz edip, düzeltmek gerekiyor.

Mesela Leao ve Osimhen ne yazık ki tam olarak hazır olmadığını… Osimhen yeni döndü sakatlıktan, Leao’nun da adaptasyon süreci devam ediyor bence. Sane’den ise bahsetmek istemiyorum. Çünkü sana Barcelona’ya karşı maç kazandıracak adamlar bu adamlar. Bu sebeple geldiler takıma.

Savunmanın sağında Barış ve stoperde Jakobs tercihlerini yanlış bulmuyorum ben. Rakibin varyasyonlarını ve ataklarını görmeme rağmen. Yanlış bulduğum neden bu bölgelere transfer yapmadın da devşirme yapıyorsun…

Bir de orta sahaya küçük bir değinmek isterim ne yazık ki Lemina ve Toreira çok çok ağır kaldı rakip karşısında. Sürekli yere düşmekten oyun oynayamadılar… Yani en dinamik olması gereken alanlarımız orta saha ve savunma alanımız ne yazık ki çok ağır bizim…

Velhasıl kelam Barca’yı elimizden kaçırdık her ne kadar 1-4 bitse de…

Diyeceklerimizi dedik ama şunu da atlamamak gerekir, “Rakip çok çok iyiydi…”