24 Haziran 2026, Çarşamba 10:39
26°C İzmir

Beyaz ette kuş gribi ve maliyet kıskacı: Üretici desteklenmeli

Dünyada yayılan kuş gribi vakaları ve beyaz et sektöründe yaşanan gelişmeler tüketicilerde güven ve fiyat endişesini artırdı. Kümeslerde biyogüvenlik önlemlerinin desteklenerek artırılması gerektiğini belirten Tomar, artan beyaz et fiyatlarının temel nedeninin üretim maliyetleri olduğunu dile getirdi

Beyaz ette kuş gribi ve maliyet kıskacı: Üretici desteklenmeli haberinin görseli
7 dk okuma süresi

BERKAY ERDEN - Kırmızı ete alternatif olarak mutfaklarda kullanılan beyaz et, yaşanan son gelişmeler ile birlikte kamuoyunda gündem oldu. Avrupa’da görülen ve son olarak Avustralya’ya kadar ulaştığı görülen kuş gribi vakaları kümes hayvanları ve hatta insanlar üzerinde etkili olurken, sektördeki işletmelere de denetim kayyumu görevlendirilmesi insanların beyaz etin güvenliğini ve fiyatını sorgulamasına neden oldu.  Sektörde yaşanan tüm bu gelişmeler hakkında açıklamada bulunan İzmir Kent Konseyi Tarım Çalışma Grubu Kolaylaştırıcısı Ahmet Tomar, kuş gribine karşı işletme ve bireysel düzeyde alınabilecek önlemleri sıralarken, beyaz et fiyatlarını ucuzlatabilecek yolları da paylaştı. Göçmen kuşlar ile kümes hayvanlarının temasının kesilmesi ve biyo-güvenlik uygulamaları ile kümeslerde kuş gribine karşı tedbirler alınabileceğini söyleyen Tomar, evlerde ise tavuk etinin 70 derece altında pişmemesi gerektiğini ifade etti. Beyaz et fiyatlarının ucuzlaması için yerli yemin önemine vurgu yapan Tomar, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile kurulan erken uyarı sistemi gibi önlemlerinde gereksiz ilaç kullanımından kaynaklı maliyetlerin önüne geçtiğini belirtti.

ahmet tomar

TÜRKİYE GÖÇMEN KUŞ YOLLARI ÜZERİNDE

Kuş gribinin yayılmasında önemli bir etken olan göçmen kuşların kümes hayvanları ile temasına ilişkin alınması gereken önlemleri aktaran Tomar, “Avrupa’nın 32 ülkesinde 2 bin 500’ün üzerinde kuş gribi vakası görüldü. Tabii alınan önlemlerle vakalar giderek azaldı ama tamamen ortadan kalkmış değil. Bu nedenle Türkiye’de de doğal olarak bir çekingenlik oluştu. Ülkemiz göçmen kuş yolları üzerinde bulunduğu için zaman zaman bir korku ve panik havası yaşanabiliyor. Çünkü risk gerçekten büyük. Bu nedenle Tarım Bakanlığı özellikle etçi ve yumurtacı tavuk işletmelerinde biyo-güvenlik kurallarını ve denetimlerini artırdı. Biyo-güvenlik dediğimiz şey aslında giriş çıkışların daha sıkı kontrol edilmesi, dezenfeksiyon uygulamalarının artırılmasıdır. Hastanelerde kullanılan galoşlar gibi önlemler işletmelerde de uygulanıyor. İşletmelere giren araçların, kamyonların ve ekipmanların dezenfekte edilmesi gerekiyor. Biz bunu Doğal Yaşam Parkı’nda da uyguluyoruz. Araçların tekerlekleri bile dezenfekte edilerek içeri alınıyor. Bir diğer önemli konu yabani kuş temasının önlenmesi. Özellikle serbest gezen tavuk işletmelerinde üst kısımlara ağ veya gölgelik sistemleri kuruluyor. Amaç, yabani kuşların gelip yemlere temas etmesini ve hastalığın bulaşmasını engellemek. Ölü hayvan yönetimi de çok önemli. Bazen işletmelerde ölen hayvanlar kümesin hemen yanına açılan çukurlara gömülüyor. Bu doğru değil. Ölü hayvanların uygun şekilde uzaklaştırılması ve bekletilmeden imha edilmesi gerekiyor. Tarım Bakanlığı denetimlerinde buna da bakıyor. İşletmede kaç hayvan vardı, kaç hayvan öldü, ölen hayvanlar nasıl bertaraf edildi; bunların tamamı kayıt altına alınıyor.  Ben özellikle Gediz Deltası ya da Bafa Gölü gibi kuşların yoğun bulunduğu alanların yakınında yeni kümes işletmelerine izin verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu bölgelerde yabani kuş yoğunluğu fazla olduğu için risk de artıyor” dedi.

tavuk

- REKLAM -

TAVUK KESİLEN TAHTADA SEBZE KESMEYİN

Tüketicilerin kuş gribinden korunmak için açıkta satılan tavuklardan uzak durması gerektiğini ve çiğ tavuk eti ile temastan sonra gerekli hijyen önlemlerini alması gerektiğini vurgulayan Tomar, “Tüketicilerin de dikkat etmesi gereken bazı noktalar var. Tavuk etinin en az 70-75 santigrat derecede pişirilmesi gerekiyor. Bu sıcaklıklarda pişirildiğinde kuş gribi açısından bir risk oluşmuyor. Asıl dikkat edilmesi gereken konu çiğ tavukla temas. Örneğin tavuk eti doğrandıktan sonra aynı kesme tahtasında yıkanmadan salata veya sebze doğranmaması gerekiyor. Hijyen kurallarına dikkat edilirse tüketici açısından ciddi bir risk söz konusu değil. Ayrıca yaz aylarına giriyoruz. Yaz dönemi kuş gribi açısından riskin azaldığı dönemlerden biridir. Çünkü göçmen kuş hareketleri azalıyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın korkmasına gerek yok. Tüketicilerin açıkta satılan ve denetimsiz ürünlerden de uzak durması gerekiyor. Yumurta konusunda ise pişirme sırasında zaten yeterli sıcaklığa ulaşıldığı için herhangi bir risk söz konusu değil” şeklinde konuştu.

tavuk

UCUZ ETİN ANAHTARI YERLİ YEM

Beyaz et fiyatlarındaki artışın temel nedenini maliyet artışı olarak ifade eden Tomar, biyogüvenlik uygulamalarının yüksek maliyetlerine destek olunması gerektiğini söyledi. Maliyetlerin düşürülmesi için yerli yem ve kooperatifleşmeyi işaret eden Tomar, “Diğer taraftan beyaz et fiyatlarındaki artışların nedenlerine de bakmak gerekiyor. Yem maliyetleri yükseliyor, enerji giderleri artıyor, işçilik maliyetleri yükseliyor. Lojistik giderleri ve özellikle akaryakıt fiyatları da üretim maliyetlerini artırıyor. Dolayısıyla tavuk eti ve yumurta fiyatlarındaki artışın bir kısmı bu maliyetlerden kaynaklanıyor. Elbette zaman zaman fahiş fiyat iddiaları nedeniyle soruşturmalar açılıyor. Ancak bu süreçler yargının konusu. Telefon görüşmeleri yapıldığı ya da firmaların birbiriyle görüştüğü söyleniyor. Oysa her sektörde firmalar kendi aralarında görüşebilir. Bu sadece beyaz et sektörüne özgü bir durum değil. Kırmızı ette de benzer süreçler yaşanıyor. Türkiye’de küçükbaş hayvancılığın da mutlaka desteklenmesi gerekiyor. Küçükbaş hayvancılık yeterince desteklenmediği için kırmızı eti pahalı tüketiyoruz. Beyaz et sektörü üzerinden sürekli spekülasyon yapılması da doğru değil. Kırsal kalkınma açısından yerli yem üretiminin artırılması gerekiyor. Eğer beyaz et üretiminin sürdürülebilir olmasını istiyorsak üretim maliyetlerini düşürecek destekler vermeliyiz. Özellikle biyogüvenlik uygulamaları işletmeler için maliyetli süreçlerdir. Dezenfeksiyon uygulamaları, ekipmanlar ve koruyucu önlemler desteklenmelidir. Kooperatifleşmenin de artırılması gerekiyor. Hastalıklarla mücadelede erken uyarı sistemleri çok önemli. Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle bazı ilçelerde kurulan erken uyarı sistemleri sayesinde zirai ilaç kullanımında ciddi düşüşler yaşandı. Örneğin Kemalpaşa’da yapılan çalışmalarda zirai ilaç kullanımının yüzde 40 azaldığı görüldü” ifadelerini aktardı.

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.