EKOSOS’tan Aliağa OSB Başkanı Haluk Tezcan'a tepki

Ekoloji ve Sosyal Gelişim Derneği, Aliağa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan’ın çevrecilere yönelik açıklamasına tepki gösterdi. Dernek, çevrecilerin sanayi karşıtı olmadığını, ancak üretimin doğa ve insan sağlığıyla uyumlu yapılması gerektiğini vurguladı.

  • Oluşturulma Tarihi :
  • Güncelleme Tarihi :
  • Kaynak : BÜLTEN
EKOSOS’tan Aliağa OSB Başkanı Haluk Tezcan'a tepki haberinin görseli

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Ocak ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda konuşan ALOSBİ Yönetim Kurulu Başkanı, Meclis Üyesi Haluk Tezcan dilek ve temenniler bölümünde söz aldı ve tartışmalara konu olan OSB’ler hakkında açıklamalarda bulundu. Tezcan, İzmir’de sanayici olmanın zorluklarından bahsederek, “İzmir’de OSB yapmanın ne kadar zor olduğunu yaşayan biri olarak sizlere söylemek istiyorum. Çok büyük problemlerle karşılaşıyor. Sanayici olarak ürettiğimizi ve katkılarımızı hep ifade ediyoruz ama İzmir’de bizleri çevreyi kirleten ve buradan fırsat kollayıp sanayi olmaması gerektiğini belirten bir kitle var, onlarla mücadele ediyoruz. İzmir’de sanayici olmanın zorluğu var” demişti. 

“Sanayi olmasın demiyoruz, kirletmeden yapılsın”

İzmir’in Aliağa ilçesinde faaliyet gösteren sanayi kuruluşlarının çevreye etkilerini savunan Ekoloji ve Sosyal Gelişim Derneği (EKOSOS), Tezcan’ın açıklamalarına yanıt verdi. Dernek, çevreyi ve halk sağlığını savunan kişi ve kurumların sanayi karşıtı olmadığını, amaçlarının sanayi faaliyetlerinin bilimsel kriterlere uygun, denetimli ve çevreyle uyumlu şekilde yürütülmesini sağlamak olduğunu belirtti. EKOSOS, hava ve su kirliliği, atık yönetimi ve şeffaf veri paylaşımı gibi sorunlara dikkat çekerek, sanayiciler ile çevrecilerin karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini vurguladı.

- REKLAM -

Ekoloji ve Sosyal Gelişim Derneği (EKOSOS) Yönetim Kurulu Başkanı Toprak Yıldız tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“Aliağa Organize Sanayi Bölgesi (ALOSBİ) Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Haluk Tezcan’ın, ‘İzmir’de bizleri çevreyi kirleten ve buradan fırsat kollayıp sanayi olmaması gerektiğini belirten bir kitle var, onlarla mücadele ediyoruz.’ şeklinde çevrecileri hedef alan ifadelerini üzüntüyle karşılıyoruz. Öncelikle açık ve net biçimde ifade etmek isteriz ki; çevreyi ve halk sağlığını savunan kişi ve kurumlar, sanayiye karşı değildir. Bizler üretime, istihdama ve ülke ekonomisine katkı sağlayan sanayi faaliyetlerinin, bilimsel kriterlere uygun, denetimli, şeffaf ve çevreyle uyumlu şekilde yapılmasını savunuyoruz.
Sorun; sanayinin varlığı değil, denetimsiz büyüme, çevresel yüklerin görmezden gelinmesi ve halk sağlığını tehdit eden uygulamalardır. Aliağa’nın ve İzmir’in yıllardır çevre örgütlerinin gündeminde olmasının nedeni; ideolojik bir karşıtlık değil, ölçüm istasyonlarından, akademik çalışmalardan ve sağlık verilerinden yansıyan somut çevresel risklerdir. Hava kirliliği, ağır metal birikimi, deniz kirliliği, atık yönetimi sorunları ve şeffaf biçimde paylaşılmayan çevresel veriler; bu kentte yaşayan herkesin ortak sorunudur. Çevrecilerin “sanayi olmasın” dediği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
Çevreciler şunu söylemektedir:
Sanayi olsun, ama kirletmeden olsun.
Üretim yapılsın, ama doğayı ve insan sağlığını yok etmeden yapılsın.
Yatırım yapılsın, ama bilimsel kapasite sınırları gözetilerek yapılsın.
Bugün Aliağa’da yaşayan yurttaşların soluduğu havanın, içtiği suyun ve yaşadığı çevrenin kalitesi
tartışma konusuysa, bu durumun sorumluluğu çevreyi savunanlarda değil; önlem almayan, yeterli
denetimi sağlamayan ve şeffaf davranmayan yönetim anlayışlarındadır.
Sanayiciler ile çevreciler karşı karşıya getirilecek taraflar değildir. Asıl olması gereken; sanayi temsilcileri, kamu kurumları, yerel yönetimler, bilim insanları ve sivil toplumun aynı masada çözüm üretmesidir.
Ekoloji ve Sosyal Gelişim Derneği olarak çağrımız nettir:
Çevre ve sağlık verileri düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Denetimler artırılmalı ve bağımsız hale getirilmelidir.
Kirleten faaliyetlere yaptırım uygulanmalıdır.
Temiz üretim teknolojilerine geçiş teşvik edilmelidir.
Unutulmamalıdır ki; kalkınma, doğayı yok ederek değil; doğayla uyum içinde gerçekleştiğinde gerçek kalkınmadır. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

- REKLAM -

Kaynak : BÜLTEN

Okumaya Devam Et

Aşağı kaydırmaya devam edebilir veya ilgi alanınıza göre seçim yapabilirsiniz.