Ortadoğu’daki İran-ABD/İsrail Savaşı’nın birinci ayını doldurması ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devam etmesi, Türkiye ekonomisi üzerinde baskıyı artırıyor. İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İZSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, üreticilerin artan enerji maliyetleri altında ezilmemesi için devletin enerji alanına özel destek paketleri sunması gerektiğini vurguladı. Yüksel, küresel jeopolitik risklerin zirve yaptığı bu dönemde Türkiye’nin stratejik konumu ve tarafsız duruşunun değerli olduğunu belirtirken, “Bu doğru siyasal duruş, ekonomik önlemlerle desteklenmeli” dedi. Bölgesel savaşların enerji fiyatlarındaki dalgalanmaları artırdığını ve küresel tedarik zincirinde kırılmalara yol açtığını ifade eden Yüksel, savaşın maliyetinin yalnızca özel sektörün omuzlarına yüklenmemesi gerektiğinin altını çizdi.
YÜKSEL: SAVAŞ TARIMSAL ÜRETİMİ DE DOĞRUDAN ETKİLİYOR
Yüksek enflasyon ve finansa erişimdeki zorlukların devam ettiğini belirten İZSİAD Başkanı Alaattin Yüksel, yüksek faiz ortamında sanayicinin işletme sermayesi yaratmakta güçlük çektiğini, buna enerji hatlarını vuran bir savaşın da eklendiğini vurguladı. Enerji maliyetlerindeki her artışın doğrudan üretim maliyetlerine yansıdığını ifade eden Yüksel, sanayi sektörünün küresel rekabetçiliğini koruyabilmesi için enerji fiyatlarında devlet müdahalesini beklediklerini söyledi. Savaşın yalnızca sanayi sektörünü değil, tarımsal üretimi de doğrudan etkilediğini ifade eden İZSİAD Başkanı Yüksel, mazot ve gübre gibi temel girdi maliyetlerindeki yükselişin çiftçiyi üretimden uzaklaştırma riski taşıdığını belirtti. Tarımsal üretimdeki aksamaların doğrudan gıda enflasyonunu tetikleyerek toplumsal refahı olumsuz etkilediğini dile getiren Yüksel, sanayici ve çiftçinin özellikle enerji konusunda hükümetin bir destek paketi çıkarmasını beklediğini vurguladı.
“TÜRKİYE’NİN TARAF OLMAMASI DİPLOMATİK KAZANIM OLUR”
İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, bölgedeki ateş çemberinin ekonomik etkilerinden korunmak için yerli üretimin her alanda desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin bu zorlu süreçte taraf olmadan durabilmesinin büyük bir diplomatik kazanım olduğunu ifade eden Yüksel, “Ancak bu duruşun ekonomik maliyetlerini sanayicimizin ve çiftçimizin tek başına omuzlaması mümkün görünmüyor. Özellikle mazot ve enerji maliyetleri konusunda devletimizin üretici kesime yönelik özel teşvikler ve düşük faizli yakıt kredileri açması hayati önem taşıyor. Üretim maliyetlerini düşürmeden enflasyonla kalıcı bir mücadele yürütülemeyeceği gerçeğiyle, tarım ve sanayi sektörlerimize can suyu olacak bir enerji kalkanı oluşturulmalıdır” sözlerine yer verdi.
“ÇİFTÇİYİ KORUYACAK KALKAN OLUŞTURULMALI”
Hürmüz Boğazı, küresel üre ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği ve gıda güvenliği açısından ikamesi olmayan hayati bir nokta olduğuna dikkat çeken Yüksel, mart ayı başından itibaren üre fiyatlarının sert bir yükselişle yaklaşık yüzde 35 arttığını vurguladı. Bu durumun tarımsal üretim için risk oluşturduğunu belirten Yüksel, “Türkiye olarak üre ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 90'ını ithalatla karşıladığımız gerçeği göz önüne alındığında, bu maliyet artışı doğrudan çiftçimizi zor durumda bırakıp gıda enflasyonunu tetikleyebilir. Bu nedenle devletimizden beklentimiz, sadece enerji değil, gübre ve özellikle üre gibi kritik girdilerde de çiftçiyi koruyacak kapsamlı bir destek kalkanı oluşturmasıdır” dedi.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın