Çocukların Bayramına Düşen Gölge

Ahmet Toprak

23 Nisan… Takvimde bir bayramdan öte, bir ülkenin çocuklara verdiği değerin sembolü. Neşe, umut, renk, kahkaha… Çocuk sesiyle anlam bulan bir gün. Ama bu yıl 23 Nisan’a bakarken içimizde bir burukluk var. Çünkü Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarının ardından, çocukların güvenliği, ruh hali ve geleceği üzerine daha derin düşünmek gerekiyor.
Bayramlar bazen sadece kutlama değil, aynaya bakma zamanıdır. Belki de bu 23 Nisan biraz böyle.
Okul dediğimiz yer, çocuğun kendini en güvende hissetmesi gereken alan. Aileden sonra sığındığı ikinci yuva. Bilgiyi, arkadaşlığı, hayatı öğrendiği yer. Fakat son yaşanan olaylar gösterdi ki, sadece akademik başarıyı konuşmak yetmiyor; çocukların huzurunu, psikolojik güvenliğini ve okul iklimini de konuşmak gerekiyor.
Peki çocuklar gerçekten ne hissediyor?
Bu soru üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü çocukluk yalnızca büyümenin bir evresi değil; karakterin, duyguların ve geleceğin şekillendiği hassas bir dönem. Şiddet haberleriyle büyüyen, kaygıyı erken yaşta tanıyan, oyun yerine tedirginliği öğrenen çocukların dünyasını anlamadan 23 Nisan’ın ruhunu tam kavramak zor.
Belki de mesele sadece yaşanan saldırılar değil. Mesele, toplum olarak çocuklara nasıl bir iklim bıraktığımız.
Daha sabırsız, daha gergin, daha tahammülsüz bir toplumda çocuklar da bunu görüyor, hissediyor, öğreniyor. Evde, okulda, sokakta karşılarına çıkan dil ve davranış, onların dünyasını biçimlendiriyor. O yüzden çocuk güvenliği sadece kapıya konan görevliyle ya da okul bahçesindeki önlemlerle sınırlı değil; aynı zamanda toplumsal bir kültür meselesi.
23 Nisan’ın bize hatırlattığı şey belki de tam burada saklı: Çocuğu yalnız sevmek yetmez, korumak da gerekir. Sadece geleceğimiz demek yetmez, bugünün merkezine koymak gerekir.
Bu bayramda kortejler olacak, şiirler okunacak, koltuklara çocuklar oturacak. Olmalı da. Umut bunlarla büyür. Ancak aynı zamanda kendimize şu soruyu da sormalıyız: Çocuklara nasıl bir ülke, nasıl bir toplum bırakıyoruz?
Çünkü çocuk bayramı, yalnızca çocukları sevindirme günü değil; onlara karşı sorumluluğumuzu hatırlama günüdür.
Kahramanmaraş’taki acı olayların gölgesinde bu 23 Nisan, belki de bize daha yüksek sesle bunu söylüyor: Çocukların gülüşünü korumak, en büyük ortak mesele.
Ve belki bugün en çok buna ihtiyacımız var; bayramı sadece kutlamak değil, anlamak.
Çünkü bir ülkede çocuklar ne kadar güvendeyse, gelecek de o kadar aydınlıktır.