Mesele Doğrudan Cebimiz


  • Oluşturulma Tarihi : 24.03.2026 09:02
  • Güncelleme Tarihi : 24.03.2026 09:02

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırıların üzerinden üç hafta geçti. Televizyonda izlediğimiz görüntüler, haritalar, analizler bir yana… Bu savaşın en hızlı etkisini aslında biz pompada, faturada, markette hissediyoruz. Çünkü işin ucu dönüp dolaşıp enerjiye dayanıyor. Petrol dediğimiz şey sadece arabaya koyduğumuz yakıt değil. Nakliyeden üretime, gıdadan elektriğe kadar her şeyin içinde var. Fiyatı artınca sadece benzin zamlanmıyor; ekmekten sebzeye kadar her şey zincirleme etkileniyor.

 

Bu savaşla birlikte petrol fiyatları adeta roller coaster’a bindi. Bir gün sert yükseliyor, ertesi gün düşüyor ama genel yön yukarı. Bunun en büyük nedeni de şu kritik nokta: Hürmüz Boğazı. Dünya petrolünün yaklaşık beşte biri buradan geçiyor. Yani orası tıkanırsa, dünya “yakıtsız kalırım mı?” korkusuna kapılıyor. İran’ın tanker geçişlerini kısıtlamasıyla birlikte piyasalar tam olarak bunu düşündü: “Ya petrol akışı durursa?” Bu korku bile fiyatları uçurmaya yetiyor.

 

Bir de işin görünmeyen tarafı var. Sigorta şirketleri “ben bu riski almam” diyor, tanker firmaları “gemiyi sokmam” diyor. Üretici “ben de üretimi biraz kısayım” diye düşünüyor. Yani ortada gerçek bir kriz olmasa bile, beklenti bile krizin kendisi kadar etkili oluyor. Doğal gaz tarafı da farklı değil. Özellikle Avrupa için durum daha hassas. Çünkü enerji bağımlılığı yüksek. Katar gibi büyük üreticilerde yaşanan en küçük aksama bile fiyatları zıplatıyor. Bu da kışın faturaya, sanayide maliyete, dolayısıyla ürün fiyatlarına yansıyor. Kömür bile nasibini almış durumda. Normalde “eski enerji kaynağı” diye küçümsenir ama kriz olunca herkes dönüp ona bakıyor. Talep artınca fiyat da artıyor.

 

Peki bütün bunlar bize ne demek? En basit haliyle şunu: Dünyanın öbür ucundaki bir savaş, bizim cebimize doğrudan dokunuyor. Benzine zam geldiğinde sadece araba kullanan etkilenmiyor. Nakliye pahalanıyor, market rafındaki ürün zamlanıyor, üretici maliyeti artırıyor. Zincirleme bir reaksiyon bu. Bir de psikolojik tarafı var. Piyasalar belirsizliği sevmez. Savaş uzadıkça “acaba daha kötü olur mu?” sorusu büyüyor. Bu da yatırımcıyı tedirgin ediyor, fiyatları daha da oynak hale getiriyor. Açık konuşalım… Bu iş kısa sürede bitecek gibi görünmüyor. Gerilim sürdükçe enerji piyasaları da sakinleşmeyecek. Yani önümüzdeki dönemde “fiyatlar bir iniyor bir çıkıyor” haberlerini daha çok göreceğiz.

 

Ama asıl mesele şu: Biz artık sadece yerel değil, tamamen küresel bir ekonominin içindeyiz. İzmir’de, İstanbul’da ya da Anadolu’nun herhangi bir yerinde yaşıyor olmanız fark etmiyor. Hürmüz Boğazı’nda olan bir gelişme, birkaç gün içinde sizin hayatınıza dokunabiliyor. Eskiden savaşlar cephede olurdu. Şimdi savaşın etkisi doğrudan mutfakta hissediliyor. Ve galiba bu yeni dünyanın en sert gerçeği de tam olarak bu.

Mesele Doğrudan Cebimiz
Ahmet Toprak
Yazarımız Kim ?

Ahmet Toprak