Sevgi Sepete Sığıyor mu?

Ahmet Toprak

Mayıs ayı geldi mi vitrinler değişiyor. Reklamlar duygusallaşıyor, telefonlara “anneniz için en özel hediye” bildirimleri düşüyor. Bu yıl da benzer bir tablo var. Haberlere göre yalnızca Anneler Günü etkisiyle e-ticarette yaklaşık 400 milyar liralık bir hacim bekleniyor. Özellikle altın, giyim, ayakkabı, ev tekstili, kozmetik ve hediye kategorilerinde büyük hareketlilik yaşanıyor.
Aslında mesele sadece alışveriş değil; bugün artık duyguların da dijitalleştiği bir dönemdeyiz. Eskiden annemize gidip bir çiçek almak bile “ince düşünce” sayılırdı. Şimdi ise algoritmalar bize ne almamız gerektiğini söylüyor. “Anneniz bunu çok sever”, “Son 3 saat”, “Sepete ekleyen 12 bin kişi” derken sevgi biraz da kampanya diline dönüşüyor. Özellikle sosyal medya bu tüketim kültürünü büyüten en güçlü araçlardan biri haline geldi. İnsanlar artık hediyeyi sadece almak için değil, göstermek için de alıyor. Kimi zaman pahalı bir bileklik, kimi zaman büyük bir çiçek buketi… Sanki hediyenin değeri büyüdükçe sevginin ölçüsü de artıyormuş gibi bir hava oluşuyor. Oysa birçok annenin en büyük beklentisi hâlâ aynı: biraz ilgi, biraz zaman, içten bir söz.
Ekonomik şartların zor olduğu bir dönemde insanların özel günlerde bile kredi kartına yüklenmesi düşündürücü. Çünkü artık “ayıp olmasın” baskısı da ciddi bir tüketim motivasyonu yaratıyor. Özellikle gençler sosyal çevrenin etkisiyle bütçesini aşan harcamalara yöneliyor. Bir günlük mutluluk için aylarca taksit ödeyen çok insan var. Elbette hediyeleşmek güzel bir gelenek. İnsan sevdiğini mutlu etmek ister. Ancak burada önemli olan şey, duygunun gerçekten samimi olup olmadığı. Çünkü annelik; indirim kodlarıyla, sepette yüzde 30 fırsatlarla ölçülebilecek bir şey değil.
Bir başka dikkat çeken nokta da dijital alışverişin güvenlik boyutu. Uzmanlar sahte sitelere, taklit kampanyalara ve dolandırıcılıklara karşı vatandaşları uyarıyor. Çünkü özel gün dönemlerinde kötü niyetli girişimler de artıyor. İnsanlar bazen “son fırsat” telaşıyla güvenmediği sitelerden alışveriş yapabiliyor. Belki de biraz durup şunu düşünmek gerekiyor: Gerçekten annemizi mi mutlu etmeye çalışıyoruz, yoksa tüketim kültürünün bize çizdiği role mi uyuyoruz? Bazen küçük bir ziyaret, birlikte içilen bir çay ya da içten yazılmış birkaç cümle; en pahalı hediyeden daha değerli olabilir. Çünkü anneler çoğu zaman paketin fiyatına değil, içindeki düşünceye bakar.