Bazen önemli meseleler, uzun toplantı salonlarında değil, günlük hayatın içinde yapılan kısa bir sohbet sırasında karşımıza çıkar. Geçtiğimiz günlerde bir asansör teknisyeniyle sohbet ettim. Anlattığı bir olay, üzerinde uzun süre düşünmeme neden oldu. Asansörde mahsur kalan bir kişiyi kurtarmak için acil ihbar almış. Dakikaların önemli olduğu bir durumda, olay yerine en kısa sürede ulaşmaya çalışırken şehir içinde mecburen ters yöne girmek zorunda kalmış. Bu davranışı ise eleştirilmiş. O an kendi kendime şu soruyu sordum: Bir asansörde mahsur kalan insanın yardım beklemesi, gerçekten sıradan bir olay mıdır? Elbette her asansörde kalan kişinin hayati tehlike altında olduğunu söyleyemeyiz. Ancak içeride yaşlı bir vatandaş, küçük bir çocuk, hamile bir kadın ya da kalp hastası bir kişi bulunabilir. Kapalı bir kabinde yaşanan panik, nefes darlığı veya sağlık sorunu, dakikalar içinde ciddi sonuçlara dönüşebilir. Asansör kurtarma ekipleri tam da bu nedenle zamanla yarışır. Fakat trafikte diğer sürücüler, yaklaşan aracın neden acele ettiğini bilemez. Çünkü ortada ne bir uyarı sistemi vardır ne de acil görevi gösteren bir işaret.
Acaba bu konuda yeni bir değerlendirme yapılabilir mi? İlgili bakanlıklar, yerel yönetimler, trafik güvenliği uzmanları ve sektör temsilcileri bir araya gelerek bu ihtiyacı ele alabilir mi?
Belki belirli şartları sağlayan, eğitimli ve yetkilendirilmiş acil müdahale ekipleri için farklı uygulamalar geliştirilebilir. Belki araçların görünürlüğünü artıracak yeni çözümler üretilebilir. Belki de teknolojinin sunduğu imkânlarla, trafik güvenliğini riske atmadan müdahale süreleri kısaltılabilir.
Burada amaç kimseye sınırsız bir ayrıcalık tanımak değildir. Amaç, gerçekten acil durumlarda insanların daha hızlı ve güvenli şekilde kurtarılabilmesi için en doğru yöntemi aramaktır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, İçişleri Bakanlığı’nın, ilgili kamu kurumlarının, meslek odalarının ve sektör temsilcilerinin bu konuyu birlikte değerlendirmesi, belki de gelecekte yaşanabilecek birçok olumsuzluğun önüne geçebilir.Toplum olarak çoğu zaman bir sorun yaşandıktan sonra çözüm üretmeye çalışıyoruz. Oysa bazen en doğru adım, sorun büyümeden önce düşünmeye başlamaktır. Belki bugün bu yazıyı okuyanların bir kısmı “Böyle bir düzenlemeye gerek yok.” diyecek, bir kısmı ise “Neden olmasın?” diye düşünecek. Önemli olan, bu konunun konuşulması ve bütün yönleriyle değerlendirilmesidir. Çünkü bazen bir asansör kapısının ardında bekleyen yalnızca birkaç dakika değildir; bir insanın güven duygusu, sağlığı ve hatta yaşamı da olabilir. Sorular sormak, çözüm aramanın ilk adımıdır. Belki bu yazı da o ilk adımlardan biri olur.