Yaşlanma, fiziksel, zihinsel ve psikolojik yönleri kapsayan ilerleyici, doğal bir süreç olarak tanımlanmakta ve bu süreçte, bireyin önceki metabolik fonksiyon kapasitesinin zamanla azaldığı gözlemlenmektedir. Dahası, yaşlanma sürecinde, kişisel değerler, kültür ve sağlık durumu, bireylerin yaşlanma sürecinde değişim yaşayabileceği alanlar olarak bilindiği için, yaşlılık sürecinde yaşam kalitesini belirlemede bireyin bu değişikliklere uyum gösterebilmesi aktif yaşlanma sürecinin sürdürülebilmesi adına büyük önem taşımaktadır.
Yaşlanma, sağlık açısından bazı olumsuzları içeren kişisel bir yaşam evresi olarak bilinmektedir ancak bu alandaki araştırmalar, sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmenin yaşlanmanın etkilerini hafifletebileceğini göstermektedir. Yaşlanmanın olumsuz sağlık etkilerini hafifletmek ve bu süreçte aktif yaşlanmanın getireceği yaşam kalitesini korunabilmesi için, planlı, doğal, dengeli bir diyete uymak, düzenli egzersiz alışkanlıkları edinmek, aktif bir sosyal yaşam tarzı sürdürmek, mental (zihinsel) ve psikolojik sağlığın korunabilmesi önem taşımaktadır. Bu faktörler, aktif yaşlılık sürecinde sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmenin ve metabolik sağlığı koruyabilmenin çok yönlü doğasına katkıda bulunur.
Yaşlanma, dinlenme metabolizma hızının azalması, aşırı kilo ve obezite görülme riskinin artması ve sarkopeni (iskelet kas kütlesinin ilerleyici kaybı) gibi öngörülebilir metabolik değişimlerle birlikte gelir. Bu değişimler birlikte insülin direncine, dislipidemiye (kan yağlarındaki düzensizlikler), hipertansiyona ve metabolik sendromun diğer bileşenlerine karşı duyarlılığı artırır. Beslenme, bu olumsuz metabolik göstergelerin başlıca değiştirilebilir belirleyicisi olarak kabul edilmekte ve beslenme düzenleri, etkileşimli makro besin ve mikro besin etkileri yoluyla enerji dengesini, yağ dokusu dağılımını, bağırsak mikrobiyota (doğal bağırsak florası) bileşimini ve doku insülin duyarlılığını çok yönlü olumlu değişimlerle etkiler. Bu alanda yapılan klinik araştırmalarda, sağlıklı beslenme modellerinin özellikle Akdeniz diyeti ve bitki temelli beslenmenin aktif yaşlanma sürecinde, metabolik sağlığın korunmasında ve metabolik sendromun görülme sıklığını azaltılmasında sağladığı olumlu sağlık katkılarını gösteren çok sayıda gözlemsel sonuç ortaya çıkarılmıştır.
Aktif yaşlanma sürecinde sağlıklı beslenme alışkanlığı, lif açısından zengin, işlenmiş gıda ve rafine karbonhidrat açısından düşük diyetlerle yemek sonrası glisemik (kan şekeri) dalgalanmaların azaltmasıyla birlikte, insülin ihtiyacını düşürürken, diyet yağ asidi kalitesini arttırmakta ve karaciğerde lipidlerin (kan yağları) metabolize olmasını kolaylaştıracaktır. Sağlıklı diyetle alınan yeterli protein miktarının yaşlı yetişkinlerde kas protein sentezini olumlu yönde etkilediği bilinmektedir. Sağlıklı bir beslenme programı kapsamımda alınacak olan B12 vitamini, D vitamini, magnezyum ve antioksidanlar gibi mikro besinler de metabolik fonksiyonların düzenli çalışmasını, glukoz homeostazı (kan şekeri kontrolü), nöromüsküler (kas ve sinir iletişimi) fonksiyonlarının sağlıklı çalışmasını ve endotel (damar duvarı) sağlığının korunmasında önemli görevler üstlenmektedir. Metabolik sağlık ve aktif yaşlanma sürecinde ortaya çıkan tüm bu biyolojik değişimler, Akdeniz veya bitki temelli beslenme modellerine bağlı kalmanın tip 2 diyabet (şeker hastalığı) görülme sıklığının azalması, aşırı kilo ve obezitenin önlenebilmesi ve lipid profillerinin iyileşmesiyle ilişkili olduğunu açıkça göstermektedir.
Bilimsel araştırmalardan elde edilen kanıtlar değerlendirildiğinde, dengeli ve sağlıklı diyetlerin (Akdeniz diyeti, bitkisel temelli beslenme programları) metabolik sağlığı iyileştirdiğini ve metabolik sendrom riskini ve şiddetini azalttığını göstermektedir. Bu diyetler glisemik kontrolünü dengelediği, kan basıncını iyileştirdiği, aşırı kilo ve obezite görülme sıklığını azaltabildiği bilindiği için, klinik uygulamada, kalori ihtiyaçlarını, eşlik eden hastalıkları ve uzun vadeli uyumu artırmaya yönelik stratejilerin dikkate alınmasını hedefleyen kişiselleştirilmiş beslenme planlarına öncelik verilmesin metabolik sağlığı korunması ve metabolik sendromun görülme olasılığını azaltabileceği öngörülmektedir.
Sonuç olarak, metabolik sağlık ve aktif yaşlanma açısından, özellikle orta yaşlı yetişkinler için yeterli protein tüketimi, düzenli egzersiz alışkanlığıyla birlikte Akdeniz tarzı veya bitki temelli bazı diyet programlarına uyulmasının, olası metabolik sorunlarının önlenmesi ve yönetilmesi için etkin bir sağlıklı yaşam tarzı olacağı vurgulanmaktadır.