Doç. Dr. Onur OralÖğretim GörevlisiSağlık ve Spor: Sağlıklı ve aktif yaşlanma
Dünya nüfusun yaşlanmasıyla birlikte küresel ölçekte yaşanan demografik değişim, geriatrik (yaşlanma ve ileri yaş hasatlıkları) tıbbın temel hedeflerinde köklü bir dönüşümü zorunlu kılmıştır. Sağlıklı yaşam ve aktif yaşlılık konusunda çalışmaların yürütüldüğü bu alanda bilimsel odağın, yalnızca kronolojik yaşam süresini uzatmaktan ziyade; sağlıklı ve aktif bir yaşam süresini daha üst düzeye çıkarmaya doğru yönelim gösteren hızlı bir değişim gözlemlenmektedir. Bu klinik çerçevede aktif yaşlanma süreci; fizyolojik bütünlüğün korunması ve metabolik işlev bozukluklarının etkin bir şekilde önlenmesi olarak tanımlanır. Yaşlanma süreci kaçınılmaz olsa da, bu süreçteki gerileme eğiliminin, hedefe yönelik çok çeşitli davranışsal girişimlerle önemli ölçüde değiştirilebileceği kabul edilmektedir.
Moleküler düzeyde ise yaşam tarzının, biyolojik yaşlanmaya işaret eden belirteçler üzerindeki etkisine giderek daha fazla önem verilmektedir. Akdeniz tipi beslenme programına bağlı kalmanın ve boş zamanlarda fiziksel aktivite yapmanın, biyolojik yaşın daha genç ölçülmesiyle bağımsız bir ilişkisi olduğu kanıtlanmıştır. Dahası, zaman içinde DNA üzerinde meydana gelen kimyasal değişiklikleri ifade eden 'epigenetik yaşlanma' hızının, fiziksel olarak aktif yetişkinlerde daha yavaş gerçekleştiği gözlemlenmiştir. Geriatrik tıpta kas-iskelet sistemi ve bilişsel işlevlerdeki gerilemeyi hafifletmek temel bir hedef olduğundan; aerobik, direnç, denge ve esneklik egzersizlerini içeren çok bileşenli fiziksel aktivitelerin, hedefe yönelik beslenme müdahaleleriyle birleştirilmesinin, bireyin özerkliğini koruması adına en etkili stratejiyi oluşturduğu varsayılmaktadır. Bu olumlu etkilerin, metabolik dengenin korunması ve bağışıklık fonksiyonunun sürekli desteklenmesi yoluyla gerçekleştiği düşünülmektedir.
Fiziksel aktivite programları tasarlanırken, en iyi sonuçları elde etmek için çok bileşenli bir rejim önerilmektedir. Kardiyovasküler (kalp ve damar sistemi) verimliliği ve kemik yoğunluğunu artırmak amacıyla tempolu yürüyüş, yüzme ve bisiklete binme gibi aerobik egzersizlerden yararlanılması gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca, haftada en az iki gün; orta şiddette, sekiz ila on farklı hareketten oluşan ve her biri on ila on iki tekrarla gerçekleştirilen direnç egzersizlerinin yapılması tavsiye edilmektedir. İleri yaştaki bireyler için kas gücünün korunması, metabolik sağlık açısından kritik önem taşımaktadır; nitekim düzenli kuvvet antrenmanlarının, yağsız kas kütlesinin korunmasında önemli iyileşmeler sağladığı bildirilmiştir. Yaşlılarda kalça kırıklarının birincil nedeni olan düşme riskini azaltmak için ise haftada en az iki kez esneklik ve denge egzersizleri yapılması önerilmektedir. Bununla birlikte, ileri derecede osteoporozu (kemik erimesi) olan hastalarda, yaralanma riski yüksek olduğundan, zorlayıcı ve vücuda ani yük bindiren (yüksek etkili) egzersizlerin sakıncalı olabileceği unutulmamalıdır.
Tüm bu fiziksel aktivite programlarını tamamlayıcı nitelikte olması açısından sağlıklı beslenme alışkanlığı da aktif yaşlanma sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Beslenme, metabolik sağlığı etkileyebilecek temel ve değiştirilebilir bir faktör olduğundan; beslenme düzenlerinin enerji dengesi, bağırsak mikrobiyotası bileşimi ve lipid metabolizması üzerinde etkili olduğu görülmektedir. Bu bağlamda; sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar ve sağlıklı yağların tüketimiyle karakterize edilen Akdeniz tipi beslenme, metabolik sağlığın korunmasıyla ilişkilendirilmektedir. Bu alanlarda yapılan klinik araştırmalarda doğal, dengeli beslenmeyle fiziksel aktivitenin birleşimi sinerjik bir etki göstermekte; besin değeri yüksek bir diyetin düzenli fiziksel aktiviteyle birlikte benimsenmesi ile sağlıklı yaşam süresinin uzaması arasında pozitif bir ilişki gözlemlenmektedir. Özellikle, yaşa bağlı görülmesi olası iskelet sistemi sorunları ve kemik kırıklarının sıklığını azaltmak için, diyetle alınan protein miktarının artırılmasının, direnç egzersizlerini destekleyen temel bir unsur olduğu kabul edilmektedir.
Sonuç olarak, sağlıklı ve aktif yaşlanma doğal, dengeli beslenme programı ve düzenli fiziksel egzersiz alışkanlıkların kazanılmasıyla çok yakından ilişkili olduğu görülmektedir. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığının yanı sıra, bireyin sosyal etkileşimi, mental (zihinsel aktivitesi), duygusal denge ve psikolojik sağlığı da yaşam kalitesinin artmasına katkı veren diğer önemli belirleyiciler olarak dikkat çekmektedir.
