Küresel ölçekte yaşlanan nüfusla birlikte yaşanan demografik değişim, yaşlanma sürecindeki tıbbi hedeflerin yalnızca yaşam süresini uzatmaktan, 'sağlıklı, aktif yaşam süresini' üst seviyelere çıkarmaya doğru odaklanmasını zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda aktif yaşlanma süreci; fizyolojik bütünlüğün korunması ve olası metabolik problemlerin önlenmesi olarak tanımlanmaktadır.
Aktif yaşlanma sürecinde, düzenli fiziksel aktivite; kas-iskelet sistemi bozulmasını hafifletmek ve işlevsel bağımsızlığı korumak için en etkili davranışsal faktör olarak kabul edilmektedir. Aktif bir yaşam tarzını sürdüren yaşlı bireylerde fiziksel gerileme seyrinin önemli ölçüde değiştiği ve bunun da biyolojik yaşlanma sürecinde ölçülebilir bir yavaşlamaya yol açtığı gözlemlenmektedir.
Aktif yaşlanma sürecinde sportif aktivitenin sistemik faydaların çok yönlü olduğu bilinmektedir. Fiziksel egzersiz; yaşlılık sürecinde ortaya çıkması olası Sarkopeni (kas erimesi) riskinde azalma ve kemik mineral yoğunluğunda artış, osteoporozun ve buna bağlı kırıkların önlenmesine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca düzenli egzersiz; kan basıncının, dinlenme kalp atış hızının ve kolesterol seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olarak miyokard enfarktüsü, felç ve genel kardiyovasküler (kalp ve damar sistemi) hastalıkların görülme riskini düşürür. Nörolojik açıdan bakıldığında, bilişsel sağlığın korunmasına destek olduğu; buna bağlı olarak hafıza ve bilişsel işlevlerin sürdürüldüğü, ayrıca depresif belirtilerin azaldığı bildirilmektedir.
Moleküler düzeyde, egzersizin biyolojik yaşlanma belirteçleri üzerindeki etkisi giderek daha fazla vurgulanmaktadır. Hem Akdeniz tipi beslenme düzenine bağlı kalmanın hem de boş zamanlarda fiziksel aktivite yapmanın, ölçülen biyolojik yaşın daha genç olmasıyla bağımsız bir şekilde ilişkili olduğu gösterilmiştir. Dahası, fiziksel olarak aktif yetişkinlerde epigenetik yaşlanma hızının daha yavaş olduğu saptanmıştır. Yaşa bağlı kas-iskelet sistemi ve bilişsel gerilemenin yavaşlatılması, geriatrik tıpta temel bir hedef olarak kabul edildiği için aerobik, direnç, denge ve esneklik egzersizlerini kapsayan çok bileşenli sportif aktivitelerin, hedefe yönelik beslenme müdahaleleriyle birleştirilmesinin, işlevsel bağımsızlığın korunması adına en etkili davranışsal stratejiyi oluşturduğu varsayılmaktadır. Bu etkilerin; metabolik sağlığın korunması ve bağışıklık fonksiyonun aktivitesi üzerindeki etkisi aracılığıyla gerçekleştiği düşünülmektedir.
Fiziksel uygunluğun ön planda tutulduğu sportif aktivite programlarında, sağlıklı ve aktif yaşlanma sonuçlara ulaşmak için çok bileşenli bir egzersiz programı önerilmektedir. Kemik yoğunluğunu ve kardiyovasküler sağlığı geliştirmek amacıyla tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet veya koşu gibi aerobik egzersizlerden yararlanılması gerektiği vurgulanmaktadır. Bunun yanı sıra, haftada en az iki gün direnç egzersizleri yapılması; orta şiddette, 8–10 farklı hareketin 10–12 tekrarla uygulanması tavsiye edilmektedir. 80 yaşın üzerindekiler için kas gücünün korunması hayati önem taşıdığı gözden uzak tutulmamalıdır; zira düzenli güç antrenmanlarının ardından kas kütlesinin korunmasında belirgin bir artış olduğu bildirilmektedir. Ayrıca, yaşlılarda kalça kırıklarının çoğuna yol açtığı bildirilen düşme riskini azaltmak için, haftada en az iki gün, her seansta en az 10 dakika süreyle esneklik egzersizleri yapılması önerilmektedir. Bununla birlikte, ileri derecede osteoporozu olan hastalarda, yaralanma riskinin artması nedeniyle ağır egzersizlerin sakıncalı olduğu da unutulmamalıdır.
Bütün bunlara ek olarak, son yıllarda yapılan klinik araştırmaların sonuçları incelendiğinde; beslenme ve fiziksel aktivitenin birleşiminin sinerjik bir etki yarattığı da gözlemlenmiştir. Sağlıklı bir beslenme düzeni ile düzenli sportif aktivitenin birlikte benimsenmesi, hastalıksız yaşam süresinin artmasıyla ilişkilendirilmektedir. Özellikle protein alımı açısından beslenme programının desteklenmesi, yaşlılığa bağlı fiziksel güçsüzlüğün ve kas kayıplarının azaltılmasında sportif aktivitenin gerekli bir tamamlayıcısı olarak kabul edilmektedir.
Sonuç olarak; herhangi bir düzeydeki sportif aktivitenin, hareketsiz bir yaşam tarzından daha iyi olduğundan şüphe yoktur. Sağlıklı ve aktif yaşlanma sürecinde, doğal ve sağlıklı beslenme programlarıyla sürdürülebilir ve çok bileşenli fiziksel aktivitenin birleştirilmesi, sağlıklı yaşam süresini uzatmak ve yaşa bağlı kaçınılmaz olumsuz süreçleri yavaşlatmak için temel bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir.

