Değerli okuyucular. Bu haftaki yazımda insanlık için önemli bir konuya değinmek istiyorum. Yarın 16 Ekim Dünya Gıda Günü. Bu kapsamda son yıllarda giderek artan gıda israfı konusuna dair birkaç kelam etmek istiyorum.
Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’nın yaptığı bir araştırmaya göre dünyada her yıl yaklaşık 1,5 milyar ton, bazı resmi açıklamalara göre 2,3 milyar tona kadar gıda kaybediliyor veya israf ediliyor; Türkiye'de ise her yıl ortalama 23 milyon ton veya kurum verilerine göre 26 milyon tona varan gıda çöpe gittiği aktarılıyor. Verilere göre israfın birçoğu ise evlerde oluyor. Birleşmiş Milletler’in yaptığı araştırmaya göre ise dünyada 309,2 milyon insan açlıkla mücadele ediyor. Afrika’nın ise yüzde 20’si kronik açlık ve gıda güvensizliği yaşıyor. Asya’da da açlıkla mücadele eden insanların sayısı azımsanamayacak kadar fazla.
Bunun en büyük sebebi ise ne yazık ki tüm dünyada olan gelir eşitsizliği… Bir yandan açlıkla boğuşan Afrika ülkeleri diğer yandan ise her yıl tonlarca gıda israfı yapan Avrupa ve Asya ülkeleri… İnsan da düşünmeden edemiyor, israf kültürü neden var, hele ki bir parça ekmeğe muhtaç olan kimseler varken bu dünyada…
Peki gıda israfının ne zararları var. Gıda israfı; çevre, ekonomi ve toplumsal yaşam üzerinde yıkıcı zararlara yol açan küresel bir sorun olarak bilinir. Yani hem bireysel hem ekonomik hem de çevresel açıdan yıkıcı bir sorun israf. Bu da topluma büyük bir zarar veriyor olduğunu gösteriyor.
O zaman bugün bizim için bir milat, farkındalık günü olsun. Hem bireysel hem ekonomik hem de çevresel yıkımlara yol açan israf konusunu daha ciddiye alalım. İlk başta evimizde başlayalım. Çünkü az önce de dediğim gibi; gıda israfının en fazlası evlerde oluyor. O yüzden ilk olarak evimizden başlayalım.
İsrafın her türlüsü kötü. Sadece gıda israfını düşünmeyelim. Mesela zaman israfı da büyük bir sorun. Yani sözün özü her türlü israfa karşı daha dikkatli olalım. Çünkü israfı önlemek hem ekonomik hem bireysel hem de çevresel yıkımları da engellemek demektir.

