Gönül Diliyle İnşa Edilen Bağ: Sevginin Eyleme Dönüşen Gücü

Mekkiye Uludağ

Sevgi, yalnızca kalpte taşınan soyut bir duygu değil; dokunduğu her alana hayat veren, emekle büyüyen ve somut eserlerle görünür kılınan evrensel bir dildir. İnsan ilişkilerinde olduğu kadar, bir liderin milletine duyduğu bağlılıkta ve milletin liderine beslediği muhabbette de sevginin hangi temele oturduğu esastır.

Kadim bilgeliğin bize gösterdiği gibi, sevginin mertebeleri vardır: Şartlara bağlı “eğer” sevgisi beklentiler karşılanmadığında solar; menfaate yaslanan “çünkü” sevgisi sebepler tükendiğinde zayıflar. En kıymetli ve sarsılmaz olanı ise tüm engellere, zorluklara ve sınamalara meydan okuyan “rağmen” sevgisidir. Bir millete adanmak da, o adanmışlığa omuz vermek de hesapsız, çıkarsız ve koşulsuz bir gönül bağını gerektirir. Bu derin bağlılık, sevginin evrensel dillerini hayata geçirerek karşılık bulur:

Hizmetin Somut Dili: Millete duyulan sevgi; lafın ötesine geçip yollara, hastanelere, sosyal desteklere ve insanımızın hayatını kolaylaştıran sayısız esere dönüştüğünde anlam kazanır.

Paylaşılan Zaman ve Doğrudan Temas: Bir arada olmak, dinlemek, şehir şehir dolaşarak aynı havayı solumak aradaki mesafeleri kaldıran en güçlü köprüdür.

Gönülden Dökülen Sözler ve İçten Kucaklaşma: Bir büyüğün hayır duasını almak, bir çocuğun başını okşamak ve milletin sinesinden gelen sesi inançla haykırmak duygusal bağı diri tutar.

Paylaşmanın Zarafeti: Sevinçte de kederde de halkla hemhal olmak, dayanışmayı büyütmek sevginin en kıymetli nişanesidir. Bu hakiki sevgi dilinin bendeki karşılığı ise yıllara dayanan samimi bir şahitliktir. 1996 yılından bu yana Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile defalarca kez bir araya gelme imkânı buldum. Bu uzun yıllar boyunca kendisinden şahsım adına tek bir talepte dahi bulunmadım; her karşılaşmamızda yalnızca karşılıksız sevgimi ve dualarımı ilettim. Bizimkisi hiçbir dünyevi menfaate dayanmayan, yalnızca Allah rızası için, milletimizin ve tüm mazlum coğrafyaların istikbali adına verilen kutlu bir mücadeleye duyulan derin vefadır. 

Ülkesi, milleti ve tüm İslam âlemi için hiçbir tehdide boyun eğmeden, cesaretle ve tavizsiz bir duruşla yürüyen bir liderin davasına omuz vermek; her türlü hesabın ötesinde, tam anlamıyla hesapsız bir gönül ve dua beraberliğidir.