İzmir’in Urla ilçesinde 19 yaşındaki engelli kardeşimiz Ahmet Barış Kandemir ve annesi Nurten Kandemir’in yaşamlarını kaybetmesinden dolayı derin bir üzüntü içerisindeyiz. Vefat eden canlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Adli süreç devam etmekle birlikte, yaşanan bu ağır trajedi bize bir kez daha sarsıcı bir gerçeği hatırlatmıştır: Engelli bireylerin ve ailelerinin yaşam hakkı, yalnızca kâğıt üzerindeki yasalarla korunamaz.
Bakım yükü ailelerin sınırsız fedakârlığına bırakılamaz!
Ağır bakım ihtiyacı olan bir engelli bireyin tüm yaşam sorumluluğunu yıllarca tek bir aile üyesinin, bir annenin omuzlarına yüklemek insan onuruyla ve sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Ailelerin bakım kapasitesi sınırsız değildir. Bakım veren kişinin yalnızlaşması, tükenmesi ve çaresiz kalması bireysel bir kader değil; kamusal destek mekanizmalarının eksikliğidir.
Engelli bireyler merhamet veya yardım nesnesi değil; eşit, bağımsız ve onurlu bir yaşamın doğrudan öznesidir.
Annelerin ve babaların yıllardır içini kemiren “Ben öldükten sonra çocuğuma ne olacak?” kaygısını gidermek, devletin en temel insani ve hukuki görevidir.
Taleplerimiz nettir:
Krizler ortaya çıkmadan önce riskleri tespit eden Erken Müdahale Sistemleri kurulmalıdır.
Bakım veren ailelerin nefes almasını sağlayacak Geçici Bakım ve Mola Hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır.
Engelli bireyin geleceğini güvence altına alacak Bireysel Yaşam ve Gelecek Planları hazırlanmalıdır.
Kurum bakımına mahkûm etmeyen Toplum Temelli Bağımsız Yaşam modelleri hayata geçirilmelidir.
Hiçbir engelli birey yalnız, hiçbir aile bakım sorumluluğuyla çaresiz bırakılmamalıdır. Yaşam hakkı herkes için eşittir. Yaşanan bu acının, benzer trajedilerin önünü geçecek insan hakları odaklı kalıcı politikalara vesile olmasını temenni ediyoruz.