Ateşkesin Gölgesinde Diplomasi: Lübnan-İsrail Hattında Kırılgan Denge


  • Oluşturulma Tarihi : 25.12.2025 15:43
  • Güncelleme Tarihi : 25.12.2025 15:43

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın önceki gün “savaş tehdidi uzaklaştırıldı” şeklindeki sözleri, bölgede yankı bulduğu anda sahadaki gerçeklik bu cümleyi tekzip etti. Açıklama yapılırken İsrail’in, Lübnan’ın doğusunda Suriye sınırına yakın bir noktada bir aracı İHA(İnsansız Hava Aracı) ile vurması dikkat çekti. Saldırıda iki kişi hayatını kaybetti. Bu durum, diplomasinin dilinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlattı. Kâğıt üzerindeki ateşkesle gökyüzündeki İHA arasında açılan mesafe, Lübnan-İsrail hattındaki asıl sorunu ele veriyor: Güven yok, niyetler örtüşmüyor, öncelikler bambaşka. İsrail’in tek niyeti var. O da savaş ve kaosla topraklarını genişletmek.
Kasım 2024’te varılan ateşkesin daha mürekkebi kurumadan ihlallerle anılır oldu. Tel Aviv’in “güvenlik” gerekçesiyle attığı adımlar, Beyrut’ta ateşkesin fiilen askıya alındığı hissini güçlendiriyor. Güvenliği gerekçe gösterip planını uygulamayı sürdürüyor. Savaşla, çeşitli oyunlarla her tarafa saldırıyor, karmaşa yaratıyor. 
İsrail açısından mesele, sınır hattını yeniden tanımlamak (yani topraklarını genişletmek) Lübnan içinse tablo çok daha varoluşsal: Kalıcı ateşkes, saldırıların durması, esirlerin salıverilmesi ve işgalin son bulması. Bir taraf geleceği tahkim etmeye çalışırken, diğer taraf bugünü kurtarmaya çalışıyor.
Bu nedenle masaya gelen taraflar aynı masaya bakmıyor. ABD ve Avrupa’nın yoğun baskısı altında yürütülen müzakereler, teknik ayrıntılarla dolu olsa da siyasal anlamda boşluklar barındırıyor. Aracılar “ilerleme” kelimesini seviyor; sahadaki aktörler ise “caydırıcılık” ve “meşruiyet” kelimelerini. Sonuçta ilerleme, her ihlalde bir adım geri sayıyor.
Avn’ın vurguladığı diplomatik temasların hiç kesilmemesi, kuşkusuz kıymetli. Ancak diplomasi, sahada karşılığı olmadığında yalnızca bir niyet beyanı olarak kalıyor. 
Bütün bu tablo, ateşkesin bir sonuç değil, ancak bir süreç olabileceğini gösteriyor. Sürecin işlemesi için güvencelerin somutlaştırılması ve arabuluculuğun “dengeleyici” değil “bağlayıcı” hale gelmesi gerekiyor. Aksi halde her yeni saldırı, diplomatik cümlelerin altını biraz daha oyacak.
Bugün Lübnan-İsrail hattında asıl ihtiyaç, büyük laflar değil küçük ama bağlayıcı adımları gerektiriyor. Ateşkesin gölgesinde yürüyen diplomasi, ancak sahadaki gölgeler dağıtıldığında güneş yüzü görebilir. Aksi halde “savaş tehdidi uzaklaştırıldı” cümlesi, her ihlalde yeniden sınanacak; her sınamada biraz daha aşınacak.
Kısacası İsrail ne kural tanıyor ne de söz dinliyor. İsrail’in bir hedefi var. O hedefe odaklanmış ve Dünya’daki Siyonist ekonomik güçleri de arkasına alarak acımasız bir şekilde saldırıyor. Tel Aviv yönetimi, büyük İsrail’i yaratmak için komşu ülkeleri hedefine koymuş çeşitli oyunlar ve planlarla ilerliyor. 
İsrail, Suriye’yi tamamıyla istikrarsızlaştırmak için ise ayrı senaryolar ve oyunlar peşinde. Türkiye’nin Suriye’nin üzerinde oynanan oyunları bilmesi İsrail’in işine gelmiyor. Türkiye’nin Suriye’nin yeniden oluşumu için, ayağa yeniden kalkması için çabası biliniyor. Türkiye, Suriye’nin bölünmemesi ve güçlü olması için her alanda katkı sunuyor. Türkiye olmasa İsrail her gün Suriye’de biraz daha toprak işgal edecek. Ancak Türkiye’nin varlığı bunu engelliyor. Bu nedenle İsrail’in Türkiye üzerinde de oyunlar planladığı ve Suriye’de saf dışı bırakmak için hain emeller peşinde olduğu bilinmekte.

Ateşkesin Gölgesinde Diplomasi: Lübnan-İsrail Hattında Kırılgan Denge
Mürsel Acay
Yazarımız Kim ?

Mürsel Acay