Erbili’in de Bağdat’ın da yüzü Ankara’ya bakıyor

Mürsel Acay
Mürsel Acay

Ortadoğu’da dengeler yeniden kurulurken Irak, bu değişimin en önemli merkezlerinden biri olmaya aday. ABD’nin Irak’taki askeri varlığını azaltması ve güvenlik alanında yeni bir dönemin başlaması, beraberinde önemli bir soruyu getiriyor: Bölgede oluşacak yeni dengede kim, nasıl bir rol üstlenecek? Bu sorunun cevabında Türkiye’nin adı giderek daha fazla öne çıkıyor.
Çünkü Irak yalnızca Bağdat’tan ibaret değil. Ülkenin kuzeyinde Erbil merkezli Kürdistan Bölgesel Yönetimi bulunuyor ve Erbil’in bölgesel ilişkilerinde Türkiye’nin ağırlığı her geçen gün daha görünür hale geliyor.
Kuzey Irak yönetiminin güneyinde Bağdat yönetimi var. Batısında, uzun yıllardır savaş ve siyasi istikrarsızlıkla mücadele eden Suriye bulunuyor. Doğusunda ise İran var. Kuzey Irak’ın dış dünyaya açılan en önemli ekonomik ve ticari kapısı ise Türkiye. Bu nedenle Erbil açısından Türkiye yalnızca komşu bir ülke değil; ekonomik, ticari ve siyasi açıdan hayati öneme sahip bir ortak.
2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgali sonrasında Kuzey Irak’ta bulunduğum zaman, Türkiye’ye yönelik bakışın sahadaki karşılığını yakından görme fırsatım oldu. Türkiye’den geldiğimizi öğrenen insanların gösterdiği ilgi ve yakınlık dikkat çekiciydi. Savaşın ardından bölgede Türkiye merkezli şirketlerin sayısının artması da bu ilişkinin ekonomik ayağını güçlendirdi. İnşaat ve altyapıdan hizmet sektörüne, tekstilden ticarete kadar pek çok alanda Türk şirketlerinin varlığı Kuzey Irak’ın ekonomik hayatında kendisini gösterdi. Dolayısıyla Ankara-Erbil ilişkisini yalnızca siyasi bir yakınlaşma olarak değerlendirmek eksik kalır. Ortada yıllar içinde oluşmuş ciddi bir ekonomik ve toplumsal bağ da var.
Asıl dikkat çekici gelişme ise yalnızca Erbil ile Ankara arasındaki ilişkiler değil. Bağdat ile Ankara arasında da son yıllarda farklı başlıklarda iş birliğini geliştirme arayışı bulunuyor. Güvenlik, enerji, ticaret, su ve ulaştırma gibi alanlar iki ülkenin ortak gündeminde. Önümüzdeki dönemde Irak merkezi hükümeti ile Türkiye arasındaki ilişkilerin daha da önem kazanması şaşırtıcı olmayacaktır.
Bağdat ile Erbil arasında çözüm bekleyen sorunlar da bulunuyor. ABD, bölgedeki askeri varlığını sonlandırma kararı alınca bu sorunların çözümünde yeni aktörlerin ağırlığı daha fazla hissedilebilir. ABD 23 yıl Irak’ta kaldı ancak bu sorunların çözümü için hiçbir girişimde bulunmadı. Türkiye de sorunların çözümünde yeni aktör olabilir. 
Ortadoğu'da Türkiye'nin ekonomik ve siyasi ağırlığının artması, bölgedeki diğer aktörlerin hesaplarını da etkileyebilir.
İsrail'in bölgedeki emelleri açısından bakıldığında, Türkiye-Irak ilişkilerinin gelişmesi Tel Aviv'in bölgeye ilişkin hesaplarını etkileyebilecek bir gelişme olabilir.
Bu durum en çok İsrail’i endişelendiriyor. İsrail Ortadoğu’da güçlü ülkeler istemiyor. Daha doğrusu bütün Ortadoğu’da kaos ve karmaşa olsun istiyor. Büyük emelleri var Ortadoğu üzerinde. Ancak bu emellerine ulaşmasının önündeki engel, bölgede güven duyulan  güçlü Türkiye var.  Türkiye’nin bölgedeki olumlu yaklaşımı, ülkelerin toprak bütünlüğünden yana olduğunun bilinmesi ve buna göre hareket etmesi herkesçe görüldü ve biliniyor. Bu nedenle Ortadoğu ülkeleri Türkiye’den emin. 
Erbil'in yüzünü Ankara'ya daha fazla çevirmesi, Bağdat'ın Türkiye ile ilişkilerini geliştirme arayışı ve bölgedeki güvenlik dengelerinin değişmesi, önümüzdeki dönemde Türkiye-Irak ilişkilerini Ortadoğu'nun en önemli başlıklarından biri haline getirebilir.
Belki de önümüzdeki yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri şu olacak:
Suriye'den sonra Irak'ta da Türkiye'nin ağırlığı daha fazla hissedilecek.
Ve bu yeni dönemde Erbil'in Ankara'ya bakan yüzü, yalnızca Kuzey Irak'ın değil, Irak'ın tamamının geleceği açısından önemli bir gösterge olacak.