Suriye’de yaşanan gelişmeler yalnızca Şam ile Tel Aviv arasındaki bir mesele olmaktan çıkmış durumda. Türkiye’nin Suriye’deki ağırlığı arttıkça İsrail’in hesapları da değişiyor. Bugün bölgede asıl soru şu: İsrail, Türkiye’yi doğrudan bir savaşa çekmek mi istiyor, yoksa Türkiye’nin bölgedeki etkisini sınırlamaya mı çalışıyor?
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun açıklamaları ve İsrail’in Suriye’deki askeri hamleleri, zaman zaman Türkiye ile karşı karşıya gelme ihtimalini gündeme taşıyor. Ancak Ankara’nın mevcut politikalarına bakıldığında Türkiye’nin İsrail’le doğrudan bir savaş arayışı içinde olduğunu söyleyemeyiz. Türkiye’nin temel önceliği, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve kendi güvenliğine yönelik tehditlerin sınırlandırılması.
İsrail açısından Suriye yalnızca sınır komşusu değil. Suriye’nin gelecekte nasıl şekilleneceği, Son dönemde İsrail’in Suriye’deki askeri faaliyetlerini genişletmesi, Tel Aviv’in sınırlarının hemen ötesinde oluşabilecek yeni güç dengelerini yakından takip ettiğini gösteriyor. İsrail’in Golan Tepeleri çevresindeki işgali bu tablonun önemli parçalarından biri.
Buna Türkiye’nin Suriye’deki askeri ve siyasi ağırlığı eklendiğinde ortaya yeni bir denklem çıkıyor. Türkiye, Suriye’nin parçalanmasına veya ülkenin farklı güç merkezlerine bölünmesine karşı çıkıyor. İsrail’in güvenlik politikaları ile Ankara’nın Suriye’nin geleceğine ilişkin yaklaşımı arasındaki farklılık da giderek daha görünür hale geliyor.
İsrail Davut koridoru emelinden vazgeçmedi. Yıllardır bu hayali var. Ama bu o kadar kolay değil. Suriye’de çok güçlü bir Türkiye ordusu var. İsrail bu nedenle eli kolu bağlı. Çabalıyor ama bir yere varamıyor. Netenyahu gitse bile güvenlik faktörü ve işgalci zihniyeti değişmez. İsrail’de yönetime kim gelirse gelsin bu değişmez.
İsrail Türkiye ile neden karşı karşıya gelmek istemeyebilir? Bölgenin en önemli gerçeklerinden biri Türkiye’nin askeri kapasitesi. Suriye sahasında Türkiye’nin varlığı, İsrail’in hareket alanını daha da zora sokuyor. Ankara ile Tel Aviv arasında doğrudan bir çatışma yaşanması, yalnızca iki ülkeyi değil, bütün bölgesel dengeleri sarsabilecek bir sonuç doğurur.
Dolayısıyla İsrail açısından Türkiye ile doğrudan savaşa girmek kolay bir tercih değil. Netanyahu’nun zaman zaman Türkiye’yi hedef alan açıklamaları ise farklı şekillerde okunabilir. Bunlar bir yandan İsrail kamuoyuna verilen siyasi mesajlar, diğer yandan bölgedeki aktörlere yönelik bir güç gösterisi olabilir.
Esad sonrası Suriye, İsrail açısından daha karmaşık. Beşar Esad döneminde İsrail, Suriye’de daha rahat hareket ediyordu. Esad yönetiminin gitmesi ve ardından Suriye’de yeni bir siyasi düzenin ortaya çıkması ise dengeleri değiştirdi. Suriye artık eski Suriye değil.
Şam yönetiminin Türkiye ile ilişkileri, uluslararası aktörlerin yeni yönetimle temasları ve Suriye’nin yeniden yapılandırılması süreci, İsrail’in hesaplarını zorlaştırabilecek unsurlar arasında. Türkiye’nin Suriye’deki varlığı da bu değişimin en önemli unsurlarından biri.
İsrail karşısında giderek daha fazla kurumsallaşan bir Suriye yönetimi ve bu yönetimle yakın ilişkiler kuran güçlü bir Türkiye bulunuyor.
Bu nedenle İsrail’in Suriye’deki hamlelerini yalnızca “saldırı” veya “savunma” kavramlarıyla açıklamak yetersiz kalabilir. Burada aynı zamanda geleceğin güç dengesi için verilen bir mücadele söz konusu.
İsrail’in Golan Tepeleri çevresindeki askeri faaliyetlerini artırması, Suriye’nin güneyinde yeni bir gerilim hattının oluşabileceği endişesini beraberinde getiriyor. Suriye yönetimi açısından ise İsrail’in topraklarındaki askeri varlığını genişletmesi kabul edilmesi zor bir durum. Burada Türkiye faktörü yeniden devreye giriyor. Şam, İsrail karşısında yalnız olmadığını hissettiği ölçüde daha cesur adımlar atabilir. Ankara ise Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasını kendi güvenlik çıkarları açısından önemli görüyor.
Ancak burada, asıl mücadele savaş meydanında değil, masada olabilir. Bugün Ortadoğu’da en büyük mücadele yalnızca silahlarla yürütülmüyor. Diplomasi, ekonomik güç, askeri caydırıcılık ve uluslararası meşruiyet de en az askeri kapasite kadar önemli.