Çocuklarımız Gerçekten Çok mu Hırslı?

Ümmü Gülsüm Kaplan
Ümmü Gülsüm Kaplan

Bir çocuğun başarılı olmasını hepimiz isteriz. İyi bir okul, güzel bir meslek, iyi bir gelecek… Bunlar anne babaların en doğal beklentilerinden biri. Peki bazen çocuklarımızın başarısını isterken, onların üzerindeki yükü fark etmeden artırıyor olabilir miyiz?
“Kaç net yaptın?”, “Sınav nasıl geçti?”, “Arkadaşın kaç puan aldı?”, “Biraz daha çalışsaydın daha iyi yapardın.”
Bu cümleler çoğu zaman kötü niyetle söylenmiyor. Aksine çocuğumuzun geleceğini düşündüğümüz için söylüyoruz. Ancak çocuk açısından bakıldığında, sürekli başarı üzerinden konuşulmak zamanla farklı bir anlama dönüşebiliyor.
Çocuk yalnızca başarılı olduğunda değerli olduğunu düşünmeye başlayabiliyor.
Bir sınavdan aldığı düşük puan, onun gözünde sadece bir sonuç olmaktan çıkıp “Yeterince iyi değilim” düşüncesine dönüşebiliyor. Bu noktada çocuk daha çok çalışıyor gibi görünse de aslında bazen çalışmasını sağlayan şey hedefleri değil, başarısız olma korkusu olabiliyor.
Elbette çocuklarımızın sorumluluk almasını, emek vermesini ve hedeflerinin olmasını desteklemeliyiz. Ancak başarının yanında dinlenmeye, oyun oynamaya, arkadaşlarıyla vakit geçirmeye ve hata yapmaya da alan bırakmalıyız.
Çünkü çocukluk yalnızca geleceğe hazırlanmak için yaşanacak bir dönem değildir.
Bir çocuğa sürekli “Daha iyisini yapabilirsin” demek yerine bazen “Elinden geleni yaptın, şimdi biraz dinlenebilirsin” diyebilmek de gerekir.
Belki de çocuklarımızın hırsını değil, başarıyla kurdukları ilişkiyi sorgulamalıyız.
Onlara başarının önemli olduğunu ama tek başına insanın değerini belirlemediğini anlatabilmek, verebileceğimiz en önemli mesajlardan biridir.
Çünkü çocuklarımızın yalnızca başarılı yetişkinler olmasını değil, kendisini tanıyan, hata yapmaktan korkmayan ve gerektiğinde durup nefes alabilen bireyler olmasını da istiyoruz.
Bazen bir çocuğa verebileceğimiz en büyük destek, ondan biraz daha fazlasını istemek değil; olduğu haliyle de değerli olduğunu hissettirmektir.