Ekran Çocukları


  • Oluşturulma Tarihi : 23.12.2025 08:55
  • Güncelleme Tarihi : 23.12.2025 08:55

Günümüz çocukları, gelişim süreçlerini dijital dünyanın gölgesinde sürdürüyor. Ekranlar, artık sadece eğlencenin değil; dikkat sistemlerinin, sosyal etkileşimlerinin ve duygusal regülasyon becerilerinin şekillendiği bir alan haline geldi. Özellikle erken çocukluk döneminde yoğun ekran maruziyeti, nöropsikolojik gelişimin kritik bileşenleri olan yürütücü işlevler, ortamla etkileşim, oyun temelli öğrenme ve bağlanma örüntülerini doğrudan etkiliyor.

Teknoloji doğru kullanıldığında bilişsel gelişimi destekleyebilir; ancak kontrolsüz kullanımda çocuk, dış dünyadan gelen doğal uyaranlar yerine ekranın hızlı ve yapay uyarıcılarına maruz kalıyor. Bu durum çocukta dikkat sürekliliği ve seçici dikkat becerilerinin zayıflamasına, uyarılma düzeyinde düzensizliklere ve davranışsal kontrol problemlerine zemin hazırlıyor. Çünkü ekranlar, çocuğun gelişimsel olarak ihtiyaç duyduğu “yavaşlık, temas ve oyun” üçlüsünü gölgede bırakıyor.

Ekrana bağımlı şekilde geçirilen uzun süreler, çocuğun duygusal düzenleme (emotion regulation) yetilerini de zayıflatıyor. Duygusal sıkıntı ya da can sıkıntısı anında ekranın devreye girmesi, çocuğun kendi içsel stratejiler geliştirmesini engelliyor. Çocuk, duygusunu yönetmek için ebeveynin yönlendirmesi yerine dijital uyaranlara yöneldikçe, davranışsal bağımlılık döngüsü oluşmaya başlıyor. Bu döngü özellikle ödül sistemi üzerinde etkili olduğu için çocuk anlık hazza daha hızlı bağımlı hale geliyor.

Sosyal açıdan bakıldığında, yüz yüze etkileşimlerin azalması çocukların sosyal beceri gelişimini, empati kapasitesini ve duygusal zekâ (EQ) gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Çünkü empati, jest-mimik okumak, sıra almak, çatışma çözmek gibi beceriler ancak gerçek ilişkiler içinde öğrenilir. Ekranda iletişim kurmak, duygu tanıma ve sosyal ipuçlarını çözme becerisini sınırlı bir düzlemde bırakır.

Tüm bunlara rağmen teknoloji tek başına bir tehdit değildir. Önemli olan ekranın çocukla kurduğu ilişkinin niteliğidir. Ebeveynin sınır koyması, birlikte içerik seçmesi, ortak etkinlikler yapması çocuğun ekranla sağlıklı bir bağ kurmasını sağlar. Günlük rutinlerde ekran yerine serbest oyun, açık alan etkinlikleri, akran etkileşimi ve ebeveyn-çocuk ortak oyunları öncelik haline geldiğinde ekran süreleri kendiliğinden dengelenir.

Sonuç olarak, ekran kullanımını yasaklamak değil; gelişimsel ihtiyaçlarla uyumlu hale getirmek gerekir. Çocuğun zihin ve duygu dünyası ekran ışığından daha fazla şefkatli bir bakışa, ortak oyuna ve düzenli ilişki deneyimine ihtiyaç duyar.

“Ekranı kapatmak, bazen bir çocuğun iç dünyasında karanlıkta kalmış duygulara ışık yakmaktır.”

Ekran Çocukları
Ümmü Gülsüm Kaplan
Yazarımız Kim ?

Ümmü Gülsüm Kaplan