Mesajı Görüp Neden Cevap Vermiyoruz?

Ümmü Gülsüm Kaplan
Ümmü Gülsüm Kaplan

Mesaj gelir.

Okuruz.

Sonra telefonu kapatırız.

“Birazdan cevap veririm.”

Aradan iki saat geçer.

Sonra bir gün…

Bir bakmışız, cevap vermediğimiz mesajın üzerinden üç gün geçmiş.

Karşı taraf ise muhtemelen çoktan düşünmeye başlamıştır:

“Bana mı kızdı?”

“Bir şey mi oldu?”

“Acaba yanlış bir şey mi söyledim?”

Oysa bizim kafamızdaki cevap çok daha basittir:

“Cevap verecektim ama araya bir şey girdi.”

Peki gerçekten neden böyle oluyor?

Her mesajı gördüğümüzde cevap vermek istemeyebiliriz. Bazen konuşacak enerjimiz yoktur. Bazen nasıl cevap vereceğimizi bilemeyiz. Bazen de sadece o an başka bir şeyle ilgileniyoruzdur.

Fakat günümüzde mesajlaşma, iletişimin çok daha hızlı ve sürekli olmasına neden oldu. Karşımızdaki kişinin ne zaman çevrimiçi olduğunu, mesajı görüp görmediğini hatta bazen yazıp sildiğini bile görebiliyoruz.

Bu da iletişimin içine yeni bir beklenti ekliyor:

“Madem gördü, neden cevap vermiyor?”

Oysa bir mesajı görmek, o anda konuşmaya hazır olmak anlamına gelmeyebilir.

Bazen insanın gerçekten cevap verecek enerjisi yoktur.

Bazen de söyleyeceği şeyin karşı tarafı nasıl etkileyeceğini düşünür ve cevap vermeyi erteler. Özellikle duygusal veya zor konuşmalarda bu daha sık görülebilir. Ancak burada başka bir sorun ortaya çıkıyor.

Biz kendi sessizliğimizi “Şu an müsait değilim” olarak açıklarken, karşımızdaki kişinin sessizliğini “Beni önemsemiyor” şeklinde yorumlayabiliyoruz.

İşte ilişkilerde yanlış anlaşılmaların bir kısmı tam da burada başlıyor.

Belki de bazen “Neden cevap vermiyorsun?” demeden önce “Acaba şu an cevap verebilecek durumda mı?” diye düşünmek gerekiyor.

Elbette sürekli görmezden gelinmek veya iletişimin tek taraflı olması başka bir konudur. Fakat her geciken cevap da bir mesaj taşımayabilir.

Bazen cevap sadece gecikmiştir.

Bazen telefon elimizdedir ama zihnimiz başka yerdedir.

Ve bazen gerçekten…

“Birazdan cevap veririm” deriz ve gerçekten birazdan cevap vermeyi unuturuz.

Hepimizin başına geliyor.

O yüzden belki de mesajlaşırken biraz daha az varsayım, biraz daha fazla anlayış iyi gelebilir.

Çünkü bazen üç noktanın, mavi tikin ve “çevrimiçi” yazısının arasında asıl unuttuğumuz şey şu:

Karşımızda hâlâ bir insan var.