Neden Gece Olunca Hayatımızı Düzene Sokmaya Karar Veriyoruz?

Ümmü Gülsüm Kaplan
Ümmü Gülsüm Kaplan

Saat gece 01.30…

Yarın erken kalkacağımıza dair kendimize söz vermişizdir. Hatta yarından itibaren hayatımızı tamamen değiştirmeye karar vermişizdir.

“Sabah erken kalkacağım.”

“Spora başlayacağım.”

“Telefonu daha az kullanacağım.”

“Daha düzenli besleneceğim.”

“İşlerimi artık son dakikaya bırakmayacağım.”

Kısacası gece olduğunda hayatımızın yeni versiyonunu çoktan hazırlamışızdır.

Sonra sabah olur.

Alarm çalar.

Ve dün geceki o kararlı insan ortalıkta yoktur.

“Bugünlük böyle olsun, yarın başlarım.”

Peki neden?

Geceleri aldığımız kararlar gerçekten samimi değil mi? Aslında mesele çoğu zaman isteksizlik değil. Gün içinde yaşadığımız yoğunluk ve yorgunluk, kendimize ayırabileceğimiz zihinsel alanı azaltabiliyor. Gece ise dışarıdan gelen uyaranlar azalıyor, işler yavaşlıyor ve günün muhasebesini yapmaya başlıyoruz.

Tam da bu noktada yarının daha güzel olacağına dair planlar kuruyoruz. Üstelik gece alınan kararların önemli bir avantajı var: Henüz uygulamak zorunda değiliz. Sabah olduğunda ise planlarımız gerçek hayatla karşılaşıyor. Alarm, iş, okul, trafik, sorumluluklar ve uykusuzluk devreye giriyor. Belki de sorun verdiğimiz sözlerde değil, kendimizden bir gecede çok fazla şey beklememizde.

Hayatımızı değiştirmek için her şeyi aynı anda değiştirmemiz gerekmiyor. Bazen daha erken yatmak, ertesi gün için tek bir küçük hedef belirlemek veya telefonu yarım saat daha erken bırakmak bile yeterli bir başlangıç olabilir. Çünkü değişim çoğu zaman büyük kararlarla değil, küçük ama sürdürülebilir adımlarla gerçekleşiyor. Yine de gece 01.30’da hayatınızı baştan aşağı değiştirmeye karar verdiyseniz, sabah alarm çaldığında o geceki halinize biraz anlayış gösterin.

Belki de o kişi tembel değildi.

Sadece biraz uykusuzdu.