Tahammülümüz Nereye Gitti?
- Oluşturulma Tarihi : 06.01.2026 08:55
- Güncelleme Tarihi : 06.01.2026 08:55
Sabah evden çıkıyoruz; trafik sinirli, sokak gergin, insanlar aceleci. Kimsenin kimseye ayıracak vakti yok. En küçük bir gecikme, en ufak bir hata büyük bir öfkeye dönüşüyor. Korna sesiyle başlıyor gün, sert bakışlarla devam ediyor. Sanki herkesin içinde birikmiş bir öfke var ve en yakın fırsatta dışarı çıkmak için bekliyor.
Oysa eskiden bu kadar mı tahammülsüzdük? Aynı sokaklardan geçiyor, aynı şehirlerde yaşıyoruz ama artık birbirimize yabancıyız. Bir selam fazla geliyor, bir anlayış lüks sayılıyor. Herkes haklı, herkes yorgun, herkes kırgın… Ama kimse durup “bir dakika” demiyor.
Tahammül, sadece başkasına katlanmak değildir. Tahammül, anlamaya çalışmaktır. Bugün kaybettiğimiz şey tam olarak bu. Dinlemek yerine konuşuyoruz, anlamak yerine yargılıyoruz. Sosyal medyada bir cümle yetiyor insanları ikiye bölmeye. Trafikte bir saniyelik sabırsızlık, günlerce sürecek bir kavgaya dönüşebiliyor.
Bu tahammülsüzlüğün altında ne var? Bitmeyen bir koşu hali, ekonomik kaygılar, gelecek endişesi, sürekli “yetişme” zorunluluğu… İnsanlar yoruldu. Ama yorgunluğumuzu yanlış yerden çıkarıyoruz. En yakınımıza, en tanımadığımıza, en savunmasız olana…
Çocuklar bu dili görüyor, bu hali öğreniyor. Büyüklerin bağırdığı bir dünyada sakin kalmayı kim öğretecek? Evde, sokakta, okulda tahammül tükenince, empati de tükeniyor. Sonra “neden bu kadar öfkeliyiz?” diye soruyoruz.
Belki de yeniden yavaşlamaya ihtiyacımız var. Her şeye anında tepki vermemeye, her sözü kişisel almamaya… Herkesin bir yük taşıdığını hatırlamaya. Bazen susmak, bazen görmezden gelmek, bazen de anlamaya çalışmak gerekir.
Tahammül kaybolduğunda toplum sertleşir, ilişkiler kopar, insanlar yalnızlaşır. Oysa küçük bir anlayış, kısa bir duraklama, yumuşak bir dil çok şeyi değiştirebilir.
Belki de soruyu şöyle sormalıyız:
Tahammülümüz nereye gitti değil…
Onu geri getirmek için biz ne yapıyoruz?