Karar İyidir

Sibel Atapek

Hayatı bir fincan kahveye benzetsek…
Kahvenin acılığı vardır, sertliği vardır. Bazen şekersiz içilir, bazen tadını yumuşatmak için şeker eklenir. Fakat ölçüyü kaçırdığınızda, size iyi gelmesi için hazırladığınız kahve bile zarar verebilir.
Hayat da böyledir. Acılar, mücadeleler, hayal kırıklıkları ve zorunlu seçimler hayatın kendi tadıdır. Her şeyi tatlandırmaya çalışmak, her zorluğu görmezden gelmek ya da hayatı sürekli kolaylaştırmak istemek de her zaman iyi sonuç vermez. Çünkü insanı geliştiren yalnızca güzel deneyimler değil, zor olanla nasıl başa çıktığıdır. Burada karşımıza çok önemli bir kavram çıkar: karar.
Karar vermek, yalnızca iki seçenekten birini seçmek değildir. Karar; sahip olduğumuz bilgi, deneyim, değerler ve içinde bulunduğumuz koşullar arasında bir değerlendirme yaparak eyleme geçmeyi seçmektir.
Akademik bilgi bize neyin nasıl çalıştığını anlatabilir. Teoriler, araştırmalar, veriler ve kitaplar düşünce dünyamızı genişletir. Fakat bilgi tek başına hayatı değiştirmez. Çünkü bilgi kâğıt üzerinde kaldığında yalnızca bilgidir. Öte yandan bir konu anlatırken yalnızca bilgi edinmeden konuşmak da yeterli değildir. Çok güzel cümleler kurabilir, hayat hakkında saatlerce konuşabilir, insanlara ne yapmaları gerektiğini anlatabiliriz. Fakat söylediklerimizi kendi hayatımızda uygulayamıyorsak, sözlerimiz davranışa dönüşmemiş demektir.
Asıl mesele tam da burada başlar: Bilgi ile uygulamanın buluştuğu yerde. Bir insanın neyi bildiği kadar, bildiğiyle ne yaptığı da önemlidir. Örneğin herkes sağlıklı yaşamanın temel ilkelerini bilebilir. Dengeli beslenmenin, hareket etmenin, yeterince dinlenmenin önemli olduğunu okuyabilir. Ama bu bilgiyi günlük hayatına taşımadığı sürece bilgi, davranışa dönüşmez. Aynı durum ilişkilerde, iş hayatında, eğitimde ve kişisel gelişimde de geçerlidir. İnsan bazen doğruyu bilir ama uygulamaz. Bazen uygulamak ister ama karar veremez. Bazen de karar verir fakat bedelinden korktuğu için geri adım atar.
Oysa hayatın birçok dönüm noktası, bir kararın arkasında durabilme cesaretiyle şekillenir. Elbette her karar doğru çıkmayabilir. Fakat yanlış karar vermekten korkarak sürekli kararsız kalmak da başlı başına bir seçimdir. Üstelik hayat bize her zaman ideal koşulları sunmaz. Bazen elimizdeki seçeneklerin tamamı kusurludur. Bazen mükemmel bir tercih yoktur; yalnızca mevcut koşullar içinde en doğruya yakın olanı seçmek vardır. Tıpkı kahvede olduğu gibi…
Çok acıysa biraz şeker eklemek gerekebilir. Fazla şekerliyse azaltmak gerekir. Fazla sertse başka bir yöntem denemek gerekir. Mesele kahveyi suçlamak değil, ölçüyü bulmaktır. Hayatta da mesele yaşadığımız zorlukları tamamen ortadan kaldırmak değildir. Onlarla nasıl baş edeceğimizi öğrenmek, gerektiğinde yönümüzü değiştirmek ve kendi payımıza düşen sorumluluğu üstlenmektir. İşte bu yüzden karar iyidir. Çünkü karar, insanı düşünceden eyleme taşır. Ama iyi karar yalnızca cesaretle değil; bilgiyle, deneyimle, değerlendirmeyle ve sonuçlarının sorumluluğunu üstlenme iradesiyle verilir.
Edebiyat burada büyük önem arz eder. Ne yalnızca kitapların söylediğiyle yaşamak mümkündür ne de yalnızca konuşarak. Bilgi pusuladır. Uygulama yoldur. Karar ise o yola çıkma cesaretidir. Ve belki de hayatın en önemli dengesi şudur: Kâğıt üzerindeki bilgiyi hayatın içine taşıyabilmek; konuştuğumuz doğruları yaşayabilmek ve gerektiğinde kendimiz için doğru kararı verebilmek. Çünkü hayat, nasıl bir kahve içtiğimizden çok, o kahvenin tadına rağmen masadan kalkıp ne yaptığımızla ilgilidir.