Sayfa Yükleniyor...
100 yıl önce bu coğrafya da çizilen sınırlar asla rastlantı değildi. Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere emperyal güçler leşlerini toplayıp bu coğrafyadan ayrılırken yıllar sonra kullanılmak üzere çizdikleri haritanın bugünkü fotoğrafını görüyorlardı. Akraba toplulukların arasına çekilen sınırlar, binlerce insanın ölümüne neden olan mayınlar, ilerde kullanılmak üzere dağıtılan aşiretler, etnik kökenler hep bilinçli, planlı ve art niyetli projelerin ilk adımıydı. Osmanlıyı parçalayarak intikam alan Batılı barbarların öfkesi geçmemiş,100 yıl sonra birbirine kırdırtmak üzere coğrafyanın mozaik yapısını şekillendirmişlerdi.
Ne öfke ama.. Ne kadar hınç.. Bir de bunlar uygar, medeni olacaklar!
İnsanlık tarihine medeniyetin ilk filizlerini yayan coğrafyaya veya genel olarak İslam ülkelerine; dinsel inancına olan öfkelerini uygun ortam ve koşullar oluştuğunda kusmaları şaşırtıcı derecede açık ve net.. Bu konuda takındıkları maskenin eskidiğini, arkasından gerçek yüzlerinin görüldüğünü ve mevcut politikalarını sürdürürken artık kendi dindaşlarını bile tatmin etmekten uzak kaldığını bilmelerine rağmen sahte gülücük veya üzüntü nöbetleriyle bütün dünyayı aldatıyorlar. Bu sorun dinlerindeki yayılmacılık ruhundan mı yoksa ruhlarını yitirdikleri sistemin, kapitalizmin kulu kölesi olmalarından mı kaynaklandığını belirlemek zor. Bunu zamana ve uzmanlara bırakıyorum..
Emperyalist ülke halklarına tanınmış demokratik hakların, belirlenmiş kurallar kapsamında kullanılması sırasında her ne kadar barış ve kardeşliği, çevre duyarlılığı veya toplumsal duyarlılıklarda buluşan sivil örgütler refleks olarak bütün bu uygulamalara tepki gösteriyorsa da pek caydırıcı özelliği yok.. Söz konusu saldırı ve savaş olunca, söz konusu Ortadoğu halkları olunca çifte standart uygulayan yöneticilerinden hoşnut olmayan belirli bir kesimin cılız sesi Batı toplumların iktidar hastalığını, uygulamalarını engellemeye yeterli değildir.
Irak işgali sırasında dünyanın her yerinde barış eylemleri yapılmasına rağmen, mevcut iktidar hırslarını ve uygulamalarını engelleyememiştir. İnsanlığa büyük acılar dağıtan kapitalizmin ve uluslararası tröstlerin açık kapılar önünde çizdikleri planların uygulamasını önleyememiştir. Korkusuzca ve hiç çekinmeden saldırılarını tarihsel Haçlı Savaşlarının devamı veya intikamı olarak ifade etmekten çekinmeyen zihniyetlerin salt Müslüman oldukları için orantısız bir güçle saldırmaları, feodal ilişkilerden yola çıkarak coğrafyayı küçük devletçiklere bölmeleri yeni yeni uydu devletler oluşturmaları hala öfkelerinin dinmediğini, gelecek 100 yıl için de yeni katliam projelerini hazırladıklarının göstergesidir..
Bu kadar kin Bu kadar öfke Anlaşılır gibi değil. Ancak hasta ruhlu bireylerde veya toplumlarda görülebilecek derecede gündeme getirilen, sahnelenen bu katliam projelerinin son bulmaması da şaşırtıcıdır.
Irak İran savaşını başlatarak ve her iki tarafı destekleyerek iki toplumun birbirini kırmasını sağlayarak 10 milyon zavallı insanın ölmesi söz de uygar batı ülkelerini ve dünya eşkıyası Amerikayı, İsraili tatmin etmedi.. Irakı Kuveyte saldırmasının alt yapısını hazırlayarak her iki toplumdan yine binlerce insanın ölmesini ve ekonomisinin çökmesini sağladılar. Aç, çıplak, gençliğini yitirmiş, silahları olmayan ve yalnızca yaşlı erkeklerle yaşlı kadınlardan oluşan Irak halkını en modern silahlarıyla işgal ederek, kahramanlık tasladılar. Geriye kalan insanları da göçe zorlayarak sorunsuz ve insansız bir coğrafyanın yeraltı kaynaklarına ve tarihsel bütün değerlerine el koydular.
Yetmedi Bu kez ileriye dönük savaşların, insan ölümlerinin alt yapısı için kuzeyde Kürtleri, güneyde Şiileri örgütleyip böldüler.. Her gün canlı bombalarla Irak halkının geriye kalanlarını da katlederek kanlı sofralarını süslediler.. Canlı bomba eğitim laboratuvarlarında yeni canavarlar yetiştirerek camilere, pazarlara, kalabalık caddelere saldılar..
Mısırda seçimle iktidara gelen anti emperyalist bir iktidarı, Müslüman oldukları bahane edilerek kendilerine hizmet edecek darbe ile sahneden sildiler.. Boynunu uzatan yurtsever direnişçileri de idam ettirerek sorunsuz bir sahne yarattılar.. Petrol gelirlerini halkıyla paylaşan yurtsever Kaddafi delisi kötü bir örnekti.. Bütün çakallar birleşerek kendi ülkesinde, kendi vatandaşlarına destek vererek öldürttüler.
Katil İsrail devletini açık açık destekleyerek ayakta kalabilen bir iki okulunu, hastanesini, binasını ve o zulümden kaçamayan zavallı Filistin halkını bombalayarak şaraplarını keyifle yudumladılar.. Tunus ve Cezayirde Arap Baharı adı altında, binlerce gencin kanı pahasına çıkarlarına hizmet eden kukla rejimler kurarak, insan hakları havarisi maskesiyle katliamlarına devam ettiler.
Suriye halkını böldüler. Kendi vatanlarında mutlu, aç-tok yaşayan o güzel insanların göç etmesini, yollarda bombalanarak öldürülmesini sağladılar. Ölenler hep yoksul Ortadoğulu insanlardı.. Yetmedi, bu kez Suriye ve Irakın ortalarını birleştiren ve ilerde her iki tarafa karşı da kullanılmak üzere IŞİD terör örgütünü kurdular. Tavşana kaç, tazıya tut ve açıkça İslam düşmanlıklarına devam ederken, tazı olarak da yine Müslüman olduğunu iddia eden Suudi Arabistan, Katar ve Arap Emirliklerinin parasını ve ülkemizin lojistik desteklerini kullanıyorlar..
Ohh ne ala! Ortadoğuda, Kafkaslarda, Afrikada, Afganistan, Pakistan, Balkanlarda son yüzyılda öldürdükleri Müslüman sayısı tahmini 110 milyon. Yerinden edilen, sürülen, göç eden açlıkla mücadele eden, eğitim olanaklarından uzak olan, hastalıkla, açlıkla mücadele ederek ölenler yine buna yakın.. Bu arada kaynayan zavallı Süryani, Ermeni ve Ezidi kardeşlerimi de unutmamak gerekir Onlardan da 15 milyon ekleyin.. Alın size uygar dünyanın insani ve ahlaki haritası..
Oyun devam ediyor.. Şimdi son model IŞİD terör örgütünü saldılar yoksul halkların başına.. Amaç; Ortadoğuda ileride, Şii Irak, Kürdistan, ortasında bir oyuncak.. İrana karşı bir üs ve saldırı için araç olarak kullanılacak bir kobay devlet..
Türkiye mi.. Ülkem mi.. Farklı hesaplar içinde.. Satranç masasında piyon.
Yazıklar olsun..