2

SREBRENİTSA… UYGARLIĞIN MEZARI


  • Oluşturulma Tarihi : 11.07.2015 05:44
  • Güncelleme Tarihi :

İbro… İbro… Orda mısın?

İbro… İbro… Beni duyuyor musun? Dostum… Benim… Ben… Hani!

Arabayı park eder etmez onlarca Boşnak kardeşimiz bizi kucakladı… Yemyeşil tepelere tırmanarak kartal yuvası evinin çiçek kokulu avlusundaki sedire oturduk. Sapsarı buğday başağı saçları ve masmavi gözleriyle çocukların şaşkın bakışları bizi tarıyordu…

-Tanrının uyuduğu saatlerde binlerce Sırp milis, ellerindeki ağır silahlarla Boşnak köylerini işgal etmiş rastgele; ağaçları, evleri, hayvanları, çocukları ve yaşlıları tarıyordu… Kana susamış köpeklerin kanlı dişleri arasında parçalanmış hayatların çığlığı vardı. Evini, tarlasını, yaşlı anne babasını bırakmamış, orda kendi evinde, tarlasında suçsuz bir insan gururuyla kendini ifade etmeye çalışan yoksul halk; Sırpça konuştuğu komşusunun rehberlik ettiği faşist katillerce taranıyordu.

Yorgunluk çayından sonra temiz ve iğne oyası işlemeli divan örtüsünün üstüne yine kanaviçeli yastıkları koyup dinlenmemizi, uyumamızı istediler…

-Bütün dünya kamuoyu uyuyordu. Uygar olduğunu iddia eden Avrupa’nın merkezinde ve dünyanın gözü önünde oluşturulan Nazi kampında; binlerce insanı dizmiş, çukurlar kazdırmış, dozerlerle canlı canlı gömüp öldürmüş… Cesetleri parçalayıp değişik bölgelere gömmüş on binlerce çığlığın, umudun, sıcaklığın, ellerin ve gözlerin mezarı kazılırken kör ve sağırlar çoğalıyordu.

Türkiye’den konuk olmanın, onlarda yarattığı heyecan, bütün civar köylere yayılırken, koşup gelen insanların sıcacık yürekleriyle kucaklaşırken, İbro, ev sahibi olarak en yüksek minderine oturmuş, tütün tabakasını çıkarıp tıpkı Anadolu’daki ataları gibi sigarasını sarıyordu…

-Elleri ve dişleri kanlı Sırp saldırganların komutanı Radko Mladiç, Bosna’nın doğusunda ve Sırbistan’a yakın Srebrenitsa’yı işgal etmiş, kentin güvenliğinden sorumlu Hollandalı taburun komutanı albay Thom Karremans ile Şlovitsa rakısı içiyordu.  Masada kahkahalar atılırken, Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bir bölge olarak ilan edilen kente sığınan binlerce Müslüman ellerindeki basit silahları teslim edip, açlığa ve insan maskesi takmış vampirlere sığınıyordu… Avrupa’nın göbeğinde yaşayan, tek suçu Müslüman ve Türk olan halkı keserek yüzyıllık intikamlarını almanın sarhoşluğuyla, Radko Mladiç kudurmuş gibi, şuursuzca televizyon ekranlarında Haçlı ruhunu ve intikamını kusuyordu…

Akşam yemeği için toplanan, eski dostum ibro ( İbrahim), oğlu, gelini, komşuları, genç kızlar, oğlanlar, köylüler ve anavatandan geldiğimizi duyan herkes kucaklarında Boşnak börekleri, Şlovitsaları, yemekleri ile yüreklerini sofraya koymuş bizi dinliyorlardı.

-Bütün dünya, Bosna’dan yükselen çığlıkları dinliyordu… Silahsız ve kimsesiz 12 bin Türk Müslüman Boşnak’ın diri diri yakılmasına, gömülmesine, parçalanarak öldürülmesine ses çıkarmadan bakıyordu… Birleşmiş Milletler temsilcisi Yashuski Akashi, Barış Gücü komutanı Fransız general ile güvenli bölge olarak ilan edilen kenti ve sığınmacıları korumakla görevliyken bu silahsız insanları kasaplara teslim eden Hollandalı komutan aynı masada kan içerken, katliama sessiz kalarak destek veren Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’a, aynı saatlerde Yunanistan’ın en büyük ödülü olan  “Onasis  Barış Ödülü” takdim ediliyordu. Ve yine aynı saatlerde Avrupa’nın başkentlerinde Nazi Faşizminden kurtuluşun 50.yıl dönümü havai fişeklerle, çılgın partilerle kutlanıyordu…

İbro, general Tito döneminde Partizanlara katılmış ve Alman SS lere esir düşmüş bir yurtsever. Almanların emrinde savaşmak zorunda kalınca, Almanların topladığı binlerce Yahudi’nin tıkıldığı Avusturya, Almanya arasındaki Alplerden geçen tünellerden birinin giriş ağzı kapatılırken içine diri diri doldurulan binlerce Yahudi’yi gören ve sağ kalan; binlerce Yahudi’nin tünel içinde diri diri gömülmesine, tünelin ağzını kapatan SS subaylarını tanıyan tek tanık. Her karşılaşmamızda, şlovitsa içerken sarhoş olan ve sarhoş olurken o sahneyi gözyaşlarıyla hıçkıra hıçkıra anlatan İbro, bu kez komşusu Sırplar tarafından tıpkı yıllar önce Yahudilere uygulanan soykırım gibi kendisi, ailesi, köylüsü ve hemşerisi bütün Boşnak Müslümanlar gibi o da bir soykırıma uğruyordu…

-Savaş boyunca 400 bin Boşnak Türk Müslüman öldürüldü. 50 bin kadına tecavüz edildi. 2.5 milyon kişi evini terk etti, 30 bin kişi hala kayıp… 400 toplu mezar bulundu… Hala toplu mezarlar çıkıyor…

      1995 yılında, işte bugün ve bu saatlerde birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge olarak ilan edilen ve şehre silahsız girmeleri koşuluyla kabul edilen, gıdasız, susuz, silahsız, sahipsiz ve tek suçu Müslüman olan 12 bin Boşnak erkeği Srebrenitsa da, yakınındaki Potocori de, toplu olarak öldürülüp, kimlikleri belli olmasın diye parçalanarak toplu mezarlara gömülüyor…

Srebrenitsa katliamına sebep olan; direnmeden, Sırp katillere silahsız, aç ve çıplak Boşnakları teslim eden Hollanda taburundaki görevli bütün askerlere Hollanda hükümeti tarafından “Devlet  ( Haçlı ) Nişanı” ile ödüllendirildi...

İşte modern Avrupa…

İşte aralarına girmeye çalıştığımız hayvan sever, doğasever, demokrat ve çağdaş topluluklar…

İşte katiller…  İşte vampirler soyu…

Sırp katillerin yanında savaşa katılan ve katliamlarıyla sarhoş olan, akrep denilen özel birlikleri oluşturan Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Rusya kökenli Ortodoks ittifakı…

İşte tanrının bir gün hesap soracağı, tanrılarını unutan Hristiyan cemaati…

İbro… İbro… Orda mısın? İbro… İbro… Benim, dostun… Türkiye’den… Anadolu’dan… Mardin’den…

İbro sesimi duyuyor musun? İbro… İbro… İbro…

İbro, Tütün dumanından pos bıyıkları sararmış olarak, elini bırakmadığı torunu Hasan ile suskun ve acıyarak biz insanlara bakıyor. Katillerini affedişimize, onlarla aynı masada oturabilmek için taklalar atışımıza şaşırıyor.

Torununa sarılıyor İbro, yüzyılların acısıyla…

Katillerine madalya verenleri şaşkınlıkla izliyor…

Başta Türk ve Müslüman, suskun kalan bütün ülkeleri ve yöneticilerini lanetliyor…

      Mavi kelebekler dolanıyor şimdi bütün Bosna’da İbro… Tütün kokunu ve dost yüreğinin kokusunu arıyorlar çırpınarak… Binlerce gencin feryatlarını, umutlarını, anne ve babalarını, çocuklarının gömülen çığlığını arıyorlar İbro…

İşte İbro, tüm dünya ulusları, tüm barış ve insan hakları havarileri, tüm demokratlar ve bu katliama tanık olup da susanlara Tuu…

Rahat uyu İbro… Hasan’a iyi bak İbro…

Affet bizi ibro… Çağa… Amana… İnsanlığa tükür İbro…

SREBRENİTSA… UYGARLIĞIN MEZARI
Ümit Yaşar Işıkhan
Yazarımız Kim ?

Ümit Yaşar Işıkhan