Çocuğum Neden Kaka Tutuyor?

Ege Ece Birsel

Birçok ebeveynin yolu hayatının bir döneminde tuvalet eğitimiyle kesişir. Kimileri bu süreci oldukça rahat geçirirken, bazı aileler için tuvalet eğitimi beklenmedik şekilde zorlayıcı bir deneyime dönüşebilir. Özellikle de çocuk kaka yapmayı reddediyor, tuvalete oturmak istemiyor ya da bezini bırakmakta zorlanıyorsa… Bu noktada ailelerin aklında genellikle benzer sorular belirir:

“Neden böyle yapıyor?”

“İnat mı ediyor?”

“Bir şeyleri yanlış mı yaptık?”

“Acaba psikolojik bir sorun mu var?”

Öncelikle şunu söylemek gerekir: Kaka tutma davranışı çoğu zaman tek bir nedene bağlı değildir. Bazen fiziksel, bazen duygusal, bazen de her ikisinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkabilir. Örneğin ağrılı bir dışkılama deneyimi yaşayan çocuk, aynı acıyı yeniden yaşamaktan korkabilir. Bu nedenle kaka yapma isteği geldiğinde kendini sıkmaya başlar. Ancak bu durum zamanla yeni bir soruna yol açar. Tutulan dışkı sertleşir, sertleşen dışkı daha fazla ağrı yaratır ve çocuk tekrar tutmaya başlar. Böylece kendini besleyen bir döngü oluşur. Ancak bazı durumlarda mesele yalnızca bedensel değildir.

Çocuklar yaşadıkları duygusal zorlukları yetişkinler gibi konuşarak ifade edemezler. Çoğu zaman duygularını davranışlarıyla anlatırlar. Bu nedenle bazen kaka tutma davranışı, çocuğun iç dünyasında yaşadığı bir değişimin sessiz bir yansıması olabilir. Yeni bir kardeşin doğumu, kreşe başlamak, taşınmak, ebeveynlerden birinin işe başlaması, anne ya da babanın daha yoğun çalışmaya başlaması, aile içindeki stresli dönemler ya da günlük rutindeki değişiklikler çocukların düşündüğümüzden çok daha fazla etkilenmesine neden olabilir. Yetişkinler yaşadıkları değişimleri konuşabilirler. Çocuklar ise çoğu zaman bunları davranışlarıyla anlatırlar. Bu nedenle bazen kaka tutma davranışı aslında çocuğun yaşadığı bir kaygının, bir belirsizliğin ya da uyum sağlamakta zorlandığı bir değişimin dışa vurumu olabilir.

Tuvalet eğitimi de aslında yalnızca bir alışkanlık kazanma süreci değildir. Aynı zamanda büyümenin önemli kilometre taşlarından biridir. Çocuk bu dönemde ilk kez bedeni üzerinde daha bilinçli bir kontrol kurmaya başlar. Ne zaman tuvalete gideceğine, ne zaman tutacağına ya da bırakacağına ilişkin farkındalık geliştirir. Bir anlamda çocuk ilk kez “Ben yapabiliyorum” deneyimini yaşamaktadır. Bu nedenle tuvalet eğitimi yalnızca bir beceri kazanımı değil, aynı zamanda bağımsızlaşma sürecinin de önemli bir parçasıdır. Fakat büyümek her zaman kolay değildir. Çocukların bir yanı büyümek, yeni şeyler öğrenmek ve bağımsızlaşmak isterken diğer yanı hâlâ korunmak, bakım görmek ve küçük kalmanın güvenli alanında kalmak isteyebilir.

İşte bazen bez bırakma süreci tam da bu ikili duyguların yaşandığı bir döneme denk gelir. Bez yalnızca bir bez değildir. Çocuk için alışılmış olanı, bildiği şeyi, güvenli hissettiği alanı temsil edebilir. Bu nedenle bazı çocuklar bezden ayrılmaya hazır görünseler bile duygusal olarak bu değişime biraz daha zamana ihtiyaç duyabilirler. Dışarıdan bakıldığında inatlaşma gibi görünen bazı davranışların altında aslında kaygı, belirsizlik, kontrol ihtiyacı ya da değişime uyum sağlamaya çalışma çabası bulunabilir. Bu nedenle kaka tutan bir çocuğa yalnızca davranışı üzerinden bakmak çoğu zaman yeterli değildir.

Belki de asıl soru “Bu çocuk neden kaka tutuyor?” değil, “Bu çocuk bize ne anlatmaya çalışıyor?” sorusudur. Çocukların dünyasında davranışlar çoğu zaman bir iletişim biçimidir. Özellikle küçük yaşlarda sözcüklerle ifade edilemeyen duygular, beden ve davranış aracılığıyla görünür hale gelir. Tam da bu nedenle oyun terapisi bu süreçte oldukça destekleyici olabilir. Çünkü çocukların dili oyundur.

Yetişkinler yaşadıklarını konuşarak anlatırken çocuklar yaşadıklarını oyun içerisinde sahnelerler. Bazen oyuncakların ayrıldığını, bazen bir şeylerin kaybolduğunu, bazen de bir karakterin bırakmakta zorlandığı bir şeyi tekrar tekrar oynadığını görebiliriz. Çocuk için oyun yalnızca eğlenmek değildir. Aynı zamanda anlamlandırmak, deneyimlemek ve duygularını ifade etmek için kullandığı doğal bir alandır. Oyun terapisi sürecinde çocuk, yaşadığı kaygıları, korkuları, öfkeyi, ayrılık duygularını ya da büyümeye ilişkin karmaşık hislerini güvenli bir ortamda ifade etme fırsatı bulabilir. Terapist ise çocuğun oyun dilini takip ederek onun iç dünyasını daha iyi anlamaya çalışır. Bazen çocukların kelimelerle anlatamadıkları şeyler, oyun odasında çok daha görünür hale gelir.

Bu nedenle özellikle uzun süredir devam eden kaka tutma davranışlarında, belirgin kaygının eşlik ettiği durumlarda ya da tuvalet sürecinin aile içinde ciddi bir çatışma alanına dönüştüğü zamanlarda oyun terapisi önemli bir destek sağlayabilir. Elbette uzun süren kaka tutma davranışlarında öncelikle fiziksel nedenlerin değerlendirilmesi gerekir. Kabızlık, ağrılı dışkılama ya da diğer tıbbi durumlar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak bazen çözüm yalnızca bedene değil, çocuğun duygusal dünyasına da kulak vermeyi gerektirir. Çünkü bazı davranışlar bir problem değil, aslında bir mesajdır. Çocukların bize anlattıkları hikâyeyi duyabildiğimizde, çoğu zaman davranışın altında yatan ihtiyacı da daha net görebiliriz. Ve çoğu zaman çocukların ihtiyacı daha fazla baskı değil, daha fazla anlaşılmaktır.