7 Temmuz 2026, Salı 14:58
32°C İzmir

Doç. Dr. Zeynep Altın’dan yaşçılık uyarısı

İç Hastalıkları Uzmanı ve Yaşlı Sağlığı PhD Doç. Dr. Zeynep Altın, siyaset ve medyada yaş üzerinden kurulan hiyerarşik dilin bireysel özerkliği zedelediğini belirterek, kronolojik yaşın bir yetersizlik göstergesi gibi sunulmasının “yaşçılık” olarak tanımlanan ayrımcı bir yaklaşıma dönüştüğünü söyledi

  • Oluşturulma:
  • Kaynak: BÜLTEN
Doç. Dr. Zeynep Altın’dan yaşçılık uyarısı haberinin görseli
4 dk okuma süresi

İç Hastalıkları Uzmanı ve Yaşlı Sağlığı PhD Doç. Dr. Zeynep Altın, kaleme aldığı değerlendirmede, siyaset ve medya dilinde yaş üzerinden oluşturulan hiyerarşilere dikkat çekti. Yaşın, bireyin yetkinliği veya karar verme kapasitesi konusunda tek başına belirleyici bir ölçüt olarak kullanılmasının yanlış olduğunu ifade eden Altın, bu yaklaşımın tıp ve toplum bilimlerinde "yaşçılık" (ageism) olarak tanımlanan ayrımcılık biçimini beslediğini vurguladı. Altın, siyasi tartışmalarda kişilerin kronolojik yaşlarının sürekli bir yetersizlik gerekçesi gibi sunulmasının demokratik eleştiri sınırlarını aşabileceğini belirterek, bireyin özerkliğine ve toplumsal konumuna yönelik örtülü bir dışlama oluşturabileceğini ifade etti.

"50 YAŞ YETKİNLİK, 80 YAŞ YETERSİZLİK ANLAMINA GELMEZ"

Yaşın tek başına bir kişinin dinamizmini, doğruluğunu veya yeterliliğini belirlemediğini vurgulayan Altın, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:

"Bir kişinin 50 yaşında olması onu otomatik olarak daha dinamik, daha doğru karar veren veya daha yetkin kılmaz. Aynı şekilde 80 yaşında olması da onu otomatik olarak yetersiz, etkisiz veya görevi bırakması gereken biri haline getirmez."

KADIN VE ENGELLİ HAKLARI MÜCADELESİNE DİKKAT ÇEKTİ

Yaş ayrımcılığıyla mücadelede kadın hareketi ve engelli hakları mücadelesinin deneyimlerinden yararlanılması gerektiğini belirten Altın, bu alanlardaki hak temelli yaklaşımların bireyi biyolojik özellikleri üzerinden sınıflandırmaya karşı çıktığını ifade etti.

- REKLAM -

Altın, yaşlanma alanında da benzer bir paradigma değişimine ihtiyaç olduğunu belirterek, bireylerin yaşlarından bağımsız olarak toplumsal yaşamın aktif özneleri olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

PANDEMİ DÖNEMİNDEKİ UYGULAMALARI HATIRLATTI

COVID-19 pandemisi döneminde ileri yaş gruplarına yönelik bazı yaklaşımların küresel ölçekte yaşçılığın görünür örneklerinden biri olduğunu belirten Altın, yaşlı bireylerin yalnızca risk unsuru veya yük olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu söyledi.

Altın, yaşlanmanın otomatik olarak yeti kaybı veya bilişsel gerileme anlamına gelmediğini, kişilerin bireysel özellikleri ve sağlık durumları üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

"EŞİTLİK İDDİASI TÜM TOPLUMSAL KATEGORİLER İÇİN GEÇERLİ OLMALI"

Altın, yaş üzerinden kurulan dışlayıcı dilin kendisini eşitlikçi olarak tanımlayan yaklaşımlar içinde de görülebileceğine dikkat çekerek, eşitlik ilkesinin tüm toplumsal gruplar için tutarlı biçimde savunulması gerektiğini ifade etti.

- REKLAM -

Medyanın da bu konuda sorumluluğu bulunduğunu belirten Altın, bir kişinin yaşının sürekli gündeme getirilmesinin bazen yalnızca bilgi verme amacı taşımadığını, aynı zamanda "geri çekilme zamanı geldi" mesajı içeren bir çerçeveleme biçimine dönüşebildiğini söyledi.

"ASIL MESELE YAŞIN YETERSİZLİK İŞARETİ OLARAK KULLANILMASI"

Doç. Dr. Zeynep Altın, değerlendirmesinin sonunda demokratik toplumların bireyleri doğum tarihleriyle değil, düşünceleri ve eylemleriyle değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

Altın, yaşın biyolojik ve biyografik bir deneyim olmaktan çıkarılarak bir "yetersizlik ve tasfiye işareti" olarak kullanılmasının toplumsal eşitlik anlayışına zarar verdiğini ifade ederek, yaş üzerinden kurulan hiyerarşik dilin yerine daha kapsayıcı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

Kaynak: BÜLTEN

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.