Yaşadıkları onu yıkamadı

Kanser dahil çeşitli hastalıklar nedeniyle16 kez bıçak altına yatan Semra Demircigil, hayat mücadelesiyle herkese örnek oldu. İki göğsü alınan Demircigil, yaşama sevincini hiç kaybetmedi, katıldığı hobi kursları ile yaşamına renk kattı


  • Oluşturulma Tarihi : 23.05.2017 07:18
  • Güncelleme Tarihi : 23.05.2017 07:18
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Yaşadıkları onu yıkamadı

Kanser dahil çeşitli hastalıklar nedeniyle 32 yaşından bu yana 16 kez bıçak altına yatan Semra Demircigil’in hayat mücadelesi herkese örnek oluyor. Kanser nedeniyle iki göğsü alınan Demircigil, “Yaşadıklarım rahatsızlar nedeniyle adeta bir enkaza dönmüştüm. Bayraklı Belediyesinin kursuna başlamamla insan olduğumu hatırladım. Herkes peruk takarken ben erkek gibi sokağa çıktım. Rujumu sürdüm, küpemi taktım. Çocuklarıma, hayata sımsıkı sarıldım Hiçbir zaman hastalıklarımın arkasına sığınmadım. Ölümüm kanserden olmayacak” dedi. Hayat kimilerine ılımlı yaklaşırken kimilerine ise kötü yüzüyle daha acımasız olabiliyor… Bunlardan biri de 61 yaşındaki Semra Demircigil. 30’lu yaşlarının sonunda göğsünden kan gelmesiyle doktora giden Demircigil’in kanserle savaşı başladı. İlk önce sol sonra sağ göğsünde ortaya çıkan kötü huylu tümör, iki göğsünü de kaybetmesine neden oldu. Kanser, pankreasına da sıçradı. Ama hiçbir zaman pes etmedi, hayata kendisi ve ailesi için tutundu.

YILMADIM!

Babasının vefatından bir yıl sonra göğüs kanseri olduğunu anlatan Demircigil, “Göğsümün ucundan kan geldi. Hastaneye gittim. Araştırma sonrası meme kanseri olduğum söylendi. 3 kitle varmış. Ameliyat oldum, kitleler alındı. Çok başarılı geçti. Aradan 3 yıl geçti. Gençliğin vermiş olduğum rahatlıkla tedaviye ara verdim. Kendi kendimi sürekli muayene ediyordum. Aynı göğüste bir kitle elime geldi hemen doktoruma gittim. Araştırma sonrası kanserin diğer göğse sıçradığı ortaya çıktı. Doktorum iki göğsümün de alınması gerektiğini söyledi. O an ‘Yıkılmayacağım, ayakta duracağım’ dedim. Çünkü iki çocuğum vardı. Ameliyat oldum. Tedaviye sarıldım. Saçımı, kaşımı her şeyimi kaybettim. Ama hep ‘Yılmayacağım’ dedim. Bu hastalık beni yıldıramadı da… Herkes peruk takarken ben erkek gibi sokağa çıktım. Rujumu sürdüm, küpemi taktım. Çocuklarıma, hayata sımsıkı sarıldım. Çevrenin baskısıyla bir takım yıpranmalarım oldu. ‘ne oldu, görebilir miyiz, geçti mi. Neden saçın döküldü?’ dediler hep” diye konuştu.

YAPAY GÖĞÜS YAPTILAR

İki göğsü alındığında psikolojik olarak zor günler geçirdiğini anlatan Demircigil, “İlk başlarda zorlandım. ‘Eşimin karşısına nasıl çıkacağım’ dedim. Doktorum, ‘Sana kendi dokularından bir göğüs yapalım’ teklifinde bulunu. O zaman çok mutlu oldum. Yapay göğüs yaptılar. Kendime baktığımda ‘Benim göğüslerim var’ diyorum” dedi.

İNSAN OLDUĞUMU HATIRLADIM

“Deprem olduğunda evler yıkılır geriye enkaz kalır, ben o şekildeydim” diyen Demircigil, Bayraklı Belediyesinin Manavkuyu’da açtığı nakış kursuyla hayata adeta yeniden geldiğini belirtti. Demircigil, “Geçen yıl bu kursla katıldı. Buraya gelirken elimde baston, omzumda omuzluk vardı. Düşmüştüm. Kolumu kullanamıyordum. Beni kursa aldılar. 3 gün sonra yaşadığımı, insan olduğumu hissettim. O gün bugün kolumu kullanabiliyorum. Kendimi topluma kazandırdım. Yeni arkadaşlarım oldu. Bayraklı Belediyesinin etkinlerine karıştırdım. Buranın bize verdiği avantajlar bize altın tepside sunulduğunu hissediyorum. Bunların kıymetinin bilinmesini gerekiyor. Bu yaşıma kadar 16 kez bıçak altına yattım. Hiçbir zaman hastalıklarımın arkasına sığınmadım. Hayat güzel. Ölümümü kanserden olmayacak. Ben kansere hiçbir zaman yenilmeyeceğim. O bana yenik düşsün. Bu kurslarla hayata bağlandım” dedi.

ASLA PES ETMEYİN!

Kanser hastalarına morallerini her zaman yüksek tutmasını tavsiye eden Demircigil, “Hiçbir zaman pes etmesinler. Hayattan kopmasınlar. Her şey bizim için. Ben Pollyanna nedir bilmezdim ama Pollyannacılık oynadım. Bir yüzüm ağlarken bir yüzüm gülerdi. Kanser dediğin nedir ki? O da bir hastalık. İnsan isterse bunun da üstesinden gelebilir” dedi. (İHA/İZMİR)

Haber Merkezi