Geçtiğimiz gün, sosyal medyada karşıma çıkan bir videoda Kütahya’da yaşayan birkaç Roman vatandaşı kız çocuğunun okumak ve bir meslek sahibi olmak istediklerini ancak çeşitli imkansızlıklar nedeniyle okuyamadıklarını söylediklerine şahit oldum. Eğitimde fırsat eşitliğini savunduğumuz bu dönemde özellikle de kız çocuklarının okumasının ne kadar mühim olduğu tartışmaya kapalı bir gerçek. Ve bu nedenle izlediğim o video beni derinden sarstı.
Çünkü çocukların hayalleri, doğdukları ailenin ekonomik durumuna, yaşadıkları çevreye ya da sahip oldukları imkanlara göre şekillenmemeli. Bir çocuğun “Okumak istiyorum” demesi, aslında hepimizin üzerine düşünmesi gereken çok önemli bir çağrıdır. Hele ki söz konusu kız çocukları olduğunda, eğitime erişimin yalnızca bireysel bir gelecek meselesi olmadığını, toplumun geleceğini de doğrudan ilgilendirdiğini unutmamak gerekiyor.
Bir kız çocuğunun eğitim hayatından kopması, yalnızca bugününü değil, yarınlarını da etkileyen bir kayıp. Oysa her çocuğun yeteneğini keşfedebileceği, hayallerinin peşinden gidebileceği ve kendi ayakları üzerinde durabileceği bir eğitim imkanına sahip olması gerekir. Bunun için de çocukların önündeki ekonomik ve sosyal engellerin azaltılması, eğitim hakkının herkes için gerçekten ulaşılabilir hale getirilmesi büyük önem taşıyor.

