Sayfa Yükleniyor...
Beslenme sağlığındaki dengenin bozulmasıyla ortaya çıkan obezite, insanların ve toplumların sağlığını tehdit eden çok önemli bir sorundur ve eğer uygun tedavi yöntemleriyle kontrol edilmezse, birçok ölümcül hastalığa yol açabilmektedir. Düzenli egzersiz ile birlikte doğru beslenme yöntemleri ve fiziksel aktivite alışkanlığı arasında obeziteyi önleme ve tedavi etmeye çok olumlu katkılar sağlayan sıkı bir ilişki vardır. Fiziksel aktivite ve doğru beslenmenin birlikte, bireylerin yaşam kalitesini arttırmak ve obeziteyle ilişkili kronik hastalıkları ( örneğin kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet, hipertansiyon, metaboliksendrom, karaciğer yağlanması ve kanser) önlemek ve fiziksel sağlığı iyileştirmek daima mümkündür.
Düzenli egzersiz ile birlikte doğru beslenme ve fiziksel aktivitenin obezite tedavisi ve kontrolünde koruyucu bir etkisi olduğu bilinmektedir. 7’den 70’e herkes için fizik aktivite ve egzersiz programlarının, aşırı kiloluluk ve obeziteye karşı koruyucu bir etkisi vardır. Yeterli ve dengeli beslenme yöntemleri ve düzenli fiziksel aktivite programları birlikte uygulandığında, kardiyorespiratuar ( kalp, damar ve solunum sistemi) sağlığın korunabilmesi mümkün olmakla birlikte, vücut kitle indeksi ve sağlıklı yaşamı tehdit eden obezitenin görülme riski de azaltılabilecektir. Son yıllarda yapılmış olan çok merkezli klinik ve epidemiyolojik (toplumsal sağlık-hastalık oran değerlendirmeleri) çalışmaları inceleyen Nuriye Bayar’ın yaptığı araştırmalarda, sağlıklı bir beslenme programı eşliğinde yapılan fiziksel egzersizlerin, antrenmanların yoğunluk ve miktarına bağlı olarak; sağlıklı yaşam, kilo kontrolü ve kronik hastalıklardan korunma konusunda çok önemli rolü olduğunu ortaya koymaktadır. Obeziteyle ilgili hastalık belirtilerinin 40’lı yaşlara kadar ortaya çıktığı bilindiği ve hastaların çoğunluğunun 60 yaşından önce tıbbi müdahaleye maruz kaldığı gözlemlendiği için, sağlıklı beslenme ve fizik aktivite alışkanlığının çocukluk ve gençlik yıllarında kazanılabilmesi, sağlıklı yaşam adına son derece önem taşımaktadır.
Cinsiyet, yaş, ırk, eğitim düzeyi ve gelir düzeyi gibi faktörlerden bağımsız olmak üzere, dünyadaki tüm ülkeler obezite riskinden eş oranlarda etkilenmektedir. Ancak ortaya çıkan etkiler farklı seviyelerde olabilse de obezitenin, kronik hastalık riskiyle ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu yüzden, bu durum daha fazla sağlık hizmeti giderine yol açacak demektir. Metabolik sorunların tedavisinde fiziksel aktivite etkin bir tedavi biçimi olduğu için kilo alımı veya kaybının metabolik mekanizmalarını iyi değerlendirmek çok önemlidir.
Sağlıklı yaşam için sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin önemi konusunda toplumu bilinçlendirmek için, eğitim, sosyal yardım programları ve çok çeşitli sosyal aktivitelerin uygulanması, halk sağlığı açısından son derece olumlu gelişmeler olarak değerlendirilmelidir. Bu programlar ve aktivitelerin planlanmasında kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliği geliştikçe, geniş halk kitlelerine sağlıklı yaşam konusunda olumlu yön verebilmek mümkün olacaktır.