Cumhuriyet ve Fırsat Eşitliği

Elif Beyza Çağırtekin
Elif Beyza Çağırtekin

Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Cumhuriyet’imizin 103. yıl dönümünü büyük bir guru ve coşku ile kutluyoruz. 

Cumhuriyet; devlet başkanlığı ve diğer üst düzey görevlerin seçimle iş başına geldiği, egemenliğin tek bir kişiye, aileye veya zümreye değil doğrudan millete ait olduğu bir yönetim biçimidir. Gelişmiş, uygar toplumların yönetilme biçimidir. 

Cumhuriyet kelimesinin kökeni Latincede 'res publica' yani 'kamusal şey' anlamına gelen ifadeye dayanıyor. Türkçeye Arapça kökenli 'Cumhur' kelimesinden türeyerek geçmiş olan bu kelime 'halk topluluğu' anlamına gelmektedir. Yani bu bağlamda bakıldığı zaman cumhuriyet, halkın yönetime katılımını ve kendi iradesiyle yöneticilerini belirlemesini ifade eder.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milli mücadelenin ardından kurulan yeni devletin yönetilme biçiminin uygar toplumlarda olduğu şekilde olmasını istiyordu. Halkın kaderinin tek adam ya da padişahın eline bırakılmamasını, kolektif bir biçimde yöneticilerin seçilmesini ve yönetenlerin belli aralıklarla değişmesi gerektiğini savunuyordu. Zamanla bu sistem oturdu ve çok partili hayat denemelerinin ardından demokratik yönetim biçimi oturarak günümüze kadar geldi. 

Cumhuriyetin milletimiz için kazanımları da epey fazla oldu. Siyasi açıdan; milli egemenlik, demokrasi, kadınlara seçme ve seçilme hakkı. Eğitim açısından; Tevhid-i Tedrisat, Harf Devrimi, Millet Mektepleri ve Okullaşmanın yaygınlaşması. Ekonomik açıdan; yerli üretim ve sermayeleşme, bankacılık ve finans, altyapı. Dış politika ve sosyal yaşam açısından; barışçıl dış politika, kılık kıyafet ve ölçü değişiklikleri, basın ve düşünce özgürlüğü gibi… 

Kazanımlar elbette ki bu saydıklarımla sınırlı değil. Bugün geldiğimiz noktada birçok kazanım daha sıralayabiliriz… Bugün günlük yaşamımızda elimizde bulunan birçok sosyal hakkın Cumhuriyet rejiminin bizlere sağladığı kazanımlardan kaynaklandığını çok rahat bir şekilde dile getirebiliriz. Ama bana bir hak çok daha anlamlı geliyor. Bugün Doğu Anadolu’dan da Güneydoğu Anadolu’dan da, Ege’den de Akdeniz’den de ya da Karadeniz veya İç Anadolu’dan da sınırlarımız içinde yer alan tüm bireyler için fırsat eşitliği yaratmasıdır. Yani ülkemizin en ücra noktasında ekonomik imkanları sınırlı bir bireyin okuyup öğretmen, savcı, hakim, mühendis, doktor veya hayalinde hangi meslek varsa yapma hakkına sahip olması bence Cumhuriyet rejiminin sağladığı en önemli kazanımlardan biri olan fırsat eşitliğini gösteriyor. Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı en içten dileklerimle kutluyorum.