Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın birlikte kurduğu Mekke İttifakı’nda Türkiye’nin yeri ve önemi gün geçtikçe daha net anlaşılacak. Bölgede önemli bir güç olan Türkiye, son yıllarda ürettiği yerli ve milli savunma silahlarıyla göz dolduruyor. Bu sebepledir ki Ortadoğu’da önemli bir konumda bulunuyor.
Mekke İttifakı’nın amacına gelince; bu ittifakın asıl amacı caydırıcılık. Yani savaş çıkmadan bunu önlemek. 3 ülkenin kolektif caydırıcılığı önemli. Bu ittifaka önümüzdeki dönemde bölge ülkelerinin de üye olması güçlü ihtimal.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın bir araya gelmesiyle şekillenen Mekke Savunma İttifakı’nda önemli bir aktör olarak öne çıkıyor. İttifakın önümüzdeki dönemde nasıl bir yapıya kavuşacağı, hangi ülkelerin bu oluşuma katılacağı ve bölgesel dengeleri nasıl etkileyeceği zaman içerisinde daha net görülecek. Ancak şimdiden bir gerçek net görülüyor: Türkiye’nin bu ittifaktaki yeri ve ağırlığı oldukça önemli.
Türkiye, son yıllarda savunma sanayisinde attığı adımlarla bölgesel ve küresel ölçekte dikkat çeken bir güç haline geldi. Yerli ve milli savunma sistemleri, insansız hava araçları, hava savunma unsurları ve farklı alanlardaki teknolojik kabiliyetleri Türkiye’nin askeri kapasitesini önemli ölçüde artırdı.
Bu nedenle Türkiye’nin Mekke Savunma İttifakı içerisinde yalnızca siyasi bir ortak değil, aynı zamanda ciddi bir savunma kapasitesine sahip stratejik bir ülke olarak konumlanması dikkat çekiyor.
Tabi ki Mekke Savunma İttifakı’nın temel hedeflerinden biri caydırıcılık. Yani mesele savaş çıkarmak değil; güçlü bir ortak savunma iradesi ortaya koyarak savaş ihtimalini daha başlamadan engellemek. Üç ülkenin sahip olduğu askeri, siyasi ve stratejik imkanların ortak bir zeminde buluşturulması, bölgesel caydırıcılık açısından önemli bir sonuç doğurabilir. Dahası, bu ittifakın önümüzdeki dönemde başka bölge ülkelerinin katılımına da açık hale gelmesi güçlü bir ihtimal olarak değerlendirilebilir. Eğer bu gerçekleşirse, Mekke Savunma İttifakı sadece üç ülkenin oluşturduğu bir güvenlik mekanizması olmaktan çıkıp daha geniş bir bölgesel savunma ve güvenlik yapılanmasına dönüşebilir.
İttifak açısından önemli bir gelişme de yönetim yapısına ilişkin atılan ilk somut adım oldu. Pakistan’dan emekli Korgeneral Nauman Mahmood’un genel sekreterliğe atanması, ittifakın kurumsal bir yapıya kavuşması açısından önemli. Burada dikkat çeken noktalardan biri de ittifakın yönetim modelinin başkanlık sistemi üzerinden değil, genel sekreterlik üzerinden şekillenmesi. Yani ittifakın idari ve koordinasyon mekanizmasının merkezinde genel sekreter bulunacak.
İttifakın geleceği açısından bir başka önemli gelişme ise Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gerçekleştirilen toplantıydı. “Strateji, Siyasi ve Savunma Komitesi” toplantısına Türkiye’den Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu katıldı. Toplantı öncesinde verilen fotoğraf karesi ise aslında birçok siyasi mesaj içeriyordu. Ortada Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan vardı. Suudi Arabistan ve Pakistanlı yetkililer ise Fidan’ın sağında ve solunda yer aldı. Diplomasi ve siyasette bazen fotoğraflar da mesaj verir.
Türkiye burada yalnızca masadaki üç ülkeden biri değil. Bölgesel siyasi ağırlığı, askeri kapasitesi ve savunma sanayisindeki kazanımları nedeniyle ittifakın geleceğinde belirleyici aktörlerden biri olmaya aday.
Mekke Savunma İttifakı henüz yolun başında. Fakat atılan ilk adımlar, bu yapının bölgesel güvenlik denkleminde önemli bir aktöre dönüşebileceğini gösteriyor. Ve Türkiye, sahip olduğu siyasi, diplomatik ve askeri kapasite nedeniyle bu yapının merkezindeki ülkelerden biri.
Şunu da belirtmeden geçmemek lazım; Mekke Savunma İttifakı’nın ağırlığı arttıkça, Türkiye’nin bu ittifaktaki stratejik önemi de daha fazla hissedilecektir.

