Bir ülke düşünün…
Yüz yıl önce, yokluk içinde. Ne fabrikası vardı, ne silahı, ne de kasasında beş kuruşu. Ama onuru vardı. İnancı vardı. Ve en önemlisi, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir lideri vardı.
Bir ülke düşünün…
Kadınları tarlada çapa sallarken, erkekleri cephede süngü takıyordu. Çocuklar açtı ama umudu vardı. “Ya istiklal ya ölüm” diyerek, gövdesini toprağa siper edenlerin ülkesiydi burası.
O günlerin Türkiye’siyle, bugünün Türkiye’sini yan yana koyunca insanın içi acıyor.
Çünkü o gün, milletin parası yoktu ama haysiyeti vardı.
Bugün, kasalar dolup taşıyor ama yolsuzluk, israf, adaletsizlik göğsümüzü çökertiyor.
O gün, bir çift çarıkla dağları aşan asker vardı.
Bugün, 10 araçlık konvoyla markete giden siyasetçiler var.
O gün, her karış toprak için kanını döken Mehmetçik vardı.
Bugün, ihaleler için kavga eden müteahhitler var.
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın anlamı işte burada saklıdır.
O zafer, sadece askeri bir zafer değildi. Bir milletin kendi iradesine, kendi bağımsızlığına, kendi geleceğine sahip çıkma iradesiydi. Atatürk ve silah arkadaşlarının bize bıraktığı en büyük miras, bu özgürlük bilincidir.
Ama soruyorum:
Bugün biz, o mirasın ne kadar farkındayız?
Bugün, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” cümlesi, ne kadar hayata geçiyor?
Bugün, liyakat mı var, yoksa sadakat mi?
Bugün, adalet terazisi mi işliyor, yoksa güçlünün kalemi mi?
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, akıl ve bilime dayalı bir aydınlanma projesiydi. İlke ve inkılaplarıyla milletine çağ atlatmak istedi.
30 Ağustos, bize şunu hatırlatır:
Bu topraklar kolay vatan olmadı.
Her karışı, kanla, alın teriyle, gözyaşıyla yoğruldu.
O yüzden Atatürk’ün uyarısı hâlâ kulağımızda çınlamalı:
“Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yüceltecek olan sizlersiniz.”
Bugün ihtiyacımız olan şey, tank, tüfek değil.
Bugün ihtiyacımız olan şey, haysiyet.
Bugün ihtiyacımız olan şey, bağımsız yargı, şeffaf yönetim, adaletin herkese eşit uygulanması.
Ve en önemlisi: Bugün ihtiyacımız olan şey, Atatürk’ün gösterdiği akıl ve bilim yoluna geri dönmektir.
30 Ağustos, sadece bir bayram değildir.
30 Ağustos, hatırlatmadır.
Bir milletin, çaresizlikten doğan mucizesinin adıdır.
Ve unutmayın: Eğer biz bu mucizenin değerini bilmezsek, bir gün çocuklarımız sadece tarih kitaplarında okur.