İnsan sosyal bir varlıktır. Kabul edilmek, anlaşılmak ve değer görmek temel psikolojik ihtiyaçlarımız arasındadır. Ancak bu ihtiyaç dengeden çıktığında, ilişkilerde görünmez bir sorun ortaya çıkar: sürekli onay arayışı.
Onay arayışı, kişinin kendi duygu ve düşüncelerinden çok, karşısındaki insanların tepkilerine göre hareket etmesiyle başlar. “Acaba ne düşünür?”, “Beni yanlış anlar mı?”, “Kırılır mı?” gibi sorular zamanla kişinin kendi iç sesini bastırmasına neden olur. Bu durum ilk bakışta uyumlu bir ilişki davranışı gibi görünse de uzun vadede hem bireyi hem de ilişkiyi yıpratır.
Özellikle romantik ilişkilerde bu durum daha belirgindir. Kişi, partnerini kaybetmemek adına kendi sınırlarını geri plana iter. İstemediği şeylere “evet” der, rahatsız olduğu durumları dile getirmez ve giderek kendi benliğinden uzaklaşır. Bir süre sonra ilişkide “kendisi” değil, “uyum sağlayan bir versiyonu” kalır.
Psikolojik açıdan bakıldığında bu durumun temelinde çoğu zaman çocukluk deneyimleri yer alır. Eleştirel bir ortamda büyümek, sevginin koşullu verildiği aile yapıları veya reddedilme deneyimleri, bireyin “kabul edilmek için kendini değiştirmesi gerektiği” inancını geliştirebilir. Bu inanç yetişkinlik ilişkilerine taşındığında onay bağımlılığına dönüşebilir.
Onay arayışı sadece romantik ilişkilerde değil, arkadaşlık ve iş ilişkilerinde de kendini gösterir. Kişi “hayır” diyemez, sınır koyamaz ve zamanla tükenmişlik hissi yaşamaya başlar. Çünkü sürekli başkalarını memnun etmeye çalışmak, kişinin kendi ihtiyaçlarını ihmal etmesine neden olur.
Oysa sağlıklı ilişkiler karşılıklı denge üzerine kuruludur. Sevgi, sürekli fedakârlık yapmak ya da kendinden vazgeçmek değildir. Gerçek yakınlık, kişinin hem kendisi olabildiği hem de karşısındakini olduğu gibi kabul edebildiği bir alanda gelişir.
Bu noktada en önemli adım, kişinin kendi iç sesini yeniden duymasıdır. “Ben ne istiyorum?”, “Ben ne hissediyorum?” soruları, en az “Karşı taraf ne düşünür?” sorusu kadar önemlidir. Çünkü kendini sürekli geri plana atan birey, bir süre sonra ilişkide de görünmez hale gelir.
Unutmamak gerekir ki herkes tarafından onaylanmak mümkün değildir. Ancak kendine sadık kalmak mümkündür. Ve psikolojik açıdan en sağlıklı ilişki biçimi, kişinin önce kendisiyle kurduğu ilişkidir.