Fuarlar yalnızca kitapların sergilendiği, stantların kurulduğu alanlar değildir. Emeğin, üretimin, kültürün, sanatın ve dayanışmanın okuyucuyla buluştuğu; bir şehrin kültürel kimliğini yansıtan önemli organizasyonlardır.
Ancak 3. Aydın Kitap Fuarı’nda karşılaştığımız stant yerleşimi, ne yazık ki bizlerde ciddi bir hayal kırıklığı yarattı.
Sivil toplum kuruluşları (STK), kültürün, sanatın ve edebiyatın gelişmesi için çoğu zaman sınırlı imkânlarla mücadele ediyor. Maddi fedakârlıklarla projeler geliştiriyor, yazarları ve okuyucuları bir araya getiriyor, gönüllülük esasına dayalı çalışmalar yürütüyor. Bu çabanın arkasında yalnızca bir stant değil; zaman, emek, inanç ve dayanışma var.
Tam da bu noktada, STK’lar için ücretsiz alan sağlanırken yayınevlerinin ücret ödeyen katılımcılar olarak değerlendirilmesi üzerinden kurulan yaklaşımın, kurumların fuardaki konumlandırılmasını ve temsil biçimini açıklamak için yeterli olmadığını düşünüyoruz. Çünkü ücretsiz alan tahsis etmek, o kurumu fuarın kültürel yaşamına gerçekten dâhil etmek anlamına gelmez.
STK için görünümlük birkaçı hariç çoğunluğu fuarın genel ziyaretçi akışından uzak, ayrı bir bölümde konumlandırılması bu nedenle düşündürücüdür. Özellikle kitap kafeleri, kültürel buluşmaları ve üretken insanlarıyla öne çıkan Aydın gibi bir şehirde, kültür ve sanat adına emek veren kurumların daha görünür olması beklenirdi.
Uzak şehirlerden okuyucularımızla buluşmak ve çalışmalarımızı tanıtmak için yollara çıkıyoruz. Buna bir de fuar alanına ulaşımın güçlüğü ve ziyaretçilerin ilgili bölüme erişimindeki sorunlar eklendiğinde, zaten büyük fedakârlıklarla katılım sağlayan kurumların emeği daha da zor koşullarda görünür olmaya çalışıyor. Oysa bir fuarın başarısı yalnızca stant sayısıyla değil, katılımcıların ziyaretçilerle ne ölçüde buluşabildiğiyle de değerlendirilmelidir. Bunun için doğru yerleşim ve planlama büyük önem taşır.
Aydın Büyükşehir Belediyesinin kültür ve sanat adına düzenlediği bu organizasyonda, STK’ların hepsine emeğini ve katkısını daha fazla gözeten bir yere konumlandırılması konusunda duyarlı bir yaklaşım sergilenmesini beklerdik.
Çünkü fuarlar yalnızca ticari hareketlilikten ibaret değildir. Bir şehrin edebiyata, sanata, üretime ve gönüllü emeğe verdiği değerin de göstergesidir. Kültürel gelişim, farklı üretim alanlarını birbirinden uzaklaştırarak değil, aynı zeminde buluşturarak mümkün olur.
Bizler kolay şartlarda üretmiyoruz. Buna rağmen üretmekten, paylaşmaktan ve edebiyata katkı sunmaktan vazgeçmiyoruz.
Beklentimiz ayrıcalık değil; emeğin karşılık bulduğu, kurumların adil koşullarda temsil edildiği ve herkesin okuyucusuyla buluşabildiği bir organizasyondur.
Biz STK olarak fuar konumlandırılmalarında daha özenli olunmasını istiyoruz. Çünkü kültür ayrıştırarak değil, birleştirerek büyür.

