Geçen Yıl Sorguluyorduk, Bu Yıl Güzelleştirmeyi Konuşuyoruz..

Sibel Atapek
Sibel Atapek

Geçen yıl İzmir Kitap Fuarı’nın konumlandırılmasıyla ilgili çok şey söyledik.
STK’lar adına eleştirilerimizi dile getirdik, önerilerimizi paylaştık. Çünkü bir kitap fuarının yalnızca kitapların yan yana dizildiği stantlardan ibaret olmadığını düşünüyoruz. Fuar; yazarın, okurun, yayınevinin, sivil toplumun ve kültür sanatın buluştuğu yaşayan bir alan olmalı.
Bu yıl ise aynı konuya başka bir pencereden bakmak mümkün.
Geçen yıl yerini sorguluyorduk; bu yıl ise nasıl daha güzelleştirilebileceğini konuşuyoruz.
Ve bunun önemli bir değişim olduğunu düşünüyorum.
Bu yılki konumlandırma, geçmiş yıllara kıyasla çok daha ferah, düzenli ve ulaşılabilir bir görüntü veriyor. Kitap fuarı, önceki yıllardaki sıkışmış havasından biraz olsun sıyrılmış. Ağaçların arasında, açık havayla bütünleşen bir alan oluşmuş.
Üstelik karşımızda güzel bir havuz manzarası var.
Belki küçük bir ayrıntı gibi görünebilir ama fuarın atmosferini değiştiriyor. İnsan yalnızca standa girip çıkmıyor; biraz duruyor, çevresine bakıyor, sohbet ediyor, nefes alıyor.
Kitap fuarının biraz da böyle olması gerekmiyor mu?
Çünkü kitap, insanla buluştuğunda hayat bulur.
Bir yazarın okuruyla sohbet etmesi, bir çocuğun ilk kez bir kitabın sayfalarını merakla çevirmesi, bir okuyucunun hiç tanımadığı bir yazarla tanışması… Fuarın asıl değeri biraz da bu karşılaşmalarda saklı.
Elbette hâlâ geliştirilecek noktalar var.
Özellikle çadırların daha estetik, düzenli ve konforlu hâle getirilmesi fuarın genel görüntüsüne önemli katkı sağlayacaktır. Stantların yerleşimi biraz daha işlevsel planlanabilir, ziyaretçilerin alan içerisinde daha rahat hareket etmesini sağlayacak dokunuşlar yapılabilir.
Ama bugün öncelikle iyi olanı görmek ve hakkını teslim etmek gerekiyor.
Çünkü kültür sanat alanında yalnızca eksikleri söylemek değil, yapılan doğru değişiklikleri takdir etmek de sorumluluğun bir parçasıdır.
Geçen yıl eleştirdik çünkü daha iyisini istedik.
Bugün ise yapılan değişikliği görüyor ve memnuniyetimizi dile getiriyoruz.
Şimdi beklentimiz, bu başlangıcın üzerine yeni güzelliklerin eklenmesi.
Çadırlar biraz daha estetikleşsin, alan biraz daha hareketlensin, ziyaretçiyi kitaplara ve yazarlara yaklaştıracak yeni fikirler hayata geçirilsin.
O zaman yalnızca daha iyi konumlandırılmış bir kitap fuarından değil, İzmir’e yakışan, yaşayan bir kültür ve edebiyat alanından söz edebiliriz.
Bazen gelişim, bir anda ortaya çıkan büyük değişimlerle değil; doğru yönde atılan adımlarla gerçekleşir.
Bu yıl atılan adımın doğru yönde olduğunu görmek güzel.
Ve belki de en güzeli şu:
Geçen yıl “Neden burada?” diye soruyorduk.
Bu yıl “Burayı daha nasıl güzelleştirebiliriz?” diyoruz.
İşte değişimin kendisi biraz da budur.