Rahatlama Arayışında Kaçınma Döngüsü

Ege Ece Birsel
Ege Ece Birsel

Bizi kısa süreliğine rahatlatan bir davranış, zamanla yaşadığımız güçlüğün sürmesine katkıda bulunabilir. Değişimin başlangıcı, alıştığımız yöntemlerin hayatımızdaki etkisini fark etmektir.

Bazen ne yaptığımızın ve neden aynı tepkileri verdiğimizin farkına varmayız. Davranışlarımızın bizi nasıl etkilediğini ancak sıkıntımız belirginleştiğinde görmeye başlarız. Bazen de bizi rahatsız eden şeyi biliriz; fakat onunla karşılaşmak yerine uzaklaşmaya çalışırız. O an için anlaşılır görünen bu çaba, zamanla içinden çıkmakta zorlandığımız bir döngüye dönüşebilir.

Rahatsız edici bir düşünceyi bastırmak, zor bir konuşmayı sürekli ertelemek ya da kaygı uyandıran durumlardan uzak durmak kısa süreli bir rahatlık sağlayabilir. Ancak rahatlamanın ardından aynı güçlük yeniden karşımıza çıktığında, bildiğimiz yönteme tekrar başvurabiliriz. Böylece sorunu çözmek için yaptığımız şey, bazı durumlarda sorunun sürmesine katkıda bulunur.

Burada belirleyici olan, yalnızca o anda nasıl hissettiğimiz değildir. Bir davranışın zaman içinde hayatımızı nasıl etkilediğine de bakmak gerekir. İlk anda yükümüzü hafifleten bir alışkanlık, uzun vadede hareket alanımızı daraltıyor olabilir. Gittikçe daha çok durumdan uzaklaşıyor, daha fazla şeyi erteliyor ve kendimizi daha sınırlı bir hayatın içinde buluyor olabiliriz.

Elbette her kaçınma sağlıksız değildir. Tehlikeden uzaklaşmak, sınır koymak ya da dinlenmek için ara vermek bizi koruyabilir. Asıl mesele, bir davranışın hangi koşullarda işe yaradığını ve ne zaman bize zarar vermeye başladığını görebilmektir. Bir durumda koruyucu olan tutum, başka bir durumda baş etme imkânımızı azaltabilir.

Kaçındığımız şeyden uzaklaşırken bazen onunla baş edebileceğimizi öğrenme fırsatını da kaybederiz. Rahatsızlığa tolerans geliştirebileceğimiz deneyimler azalır. Bazen de kaçınmak yerine aynı konu üzerinde durmadan düşünürüz. Çözüm aradığımızı hissederken yeni bir adım atamıyor, aynı soruları ve aynı yöntemleri tekrarlıyoruzdur.

Bu döngüyü fark etmek her zaman kolay değildir. Rahatlamak için öğrendiğimiz yöntemler zamanla otomatikleşir. Bu yüzden kendimize şu soruyu sormak anlamlı olabilir: “Bunu bana iyi geldiği için mi yapıyorum, yoksa başka türlü davranmaya alışık olmadığım için mi?” Ardından bir soru daha gelir: “Bu davranış bugün beni rahatlatırken yarın hayatımı nasıl etkiliyor?”

Bu soruların amacı kendimizi suçlamak değildir. Amaç, otomatik pilottan çıkıp ihtiyaçlarımızı ve alışkanlıklarımızın sonuçlarını görebilmektir. Zihnimiz bazen çözüm ararken yaşadığımız karmaşayı artırabilir; bununla birlikte farklı biçimlerde baş etmeyi ve sakinleşmeyi de öğrenebilir. Değişim, her rahatsızlığı hemen ortadan kaldırmak zorunda olmadığımızı fark etmekle başlayabilir.

Bu süreçte yalnız olmak zorunda değiliz. Yakınlarımızın desteği değerli olabilir. Yaşadığımız sıkıntı sürüyor, günlük hayatımızı etkiliyor ya da baş etmekte zorlanıyorsak bir ruh sağlığı uzmanından destek almak yararlı olabilir. Bazen ihtiyacımız olan, aynı çözümü daha fazla denemek yerine, bize iyi geldiğini düşündüğümüz yöntemlere yeniden bakabilmektir.