İnsan hayatında bazı şeylerin değerini, çoğu zaman onları kaybettikten sonra anlarız. Yanımızdayken sıradan gördüğümüz bir insanın yokluğu, verdiği emeğin büyüklüğünü; sessizce yaptığı fedakârlıkların ne kadar kıymetli olduğunu bize sonradan öğretir. Oysa kıymet bilmek için kaybetmek gerekmemeli. Bir insan size zaman ayırıyorsa, derdinizi dinliyorsa, zor gününüzde yanınızda duruyorsa, başarınızla seviniyor, sıkıntınızda elinden geleni yapıyorsa; bütün bunların bir karşılığı olmak zorunda değildir. Ama en azından hatırlanmak ve değer görmek, insanın hakkıdır.
Nankörlük ise yalnızca yapılan iyiliği unutmak değildir. Bazen insanın emeğini görmezden gelmek, fedakârlığını sıradanlaştırmak, yanında olduğunda onu fark etmemek; hatta bütün bunları kendiliğinden olması gereken bir görev gibi görmek de nankörlüktür. Ne acıdır ki bazı insanlar, kendilerine uzatılan eli tutarken o elin kimin eli olduğunu düşünmezler. İşleri yoluna girdiğinde, kendilerine destek olanları unuturlar. Sonra hayat değişir, şartlar değişir ve bir gün dönüp baktıklarında o insanların artık yanlarında olmadığını görürler. İşte o zaman kıymet bilmenin ne demek olduğunu anlarlar.
Hayatta herkesin bir sınırı vardır. Çok seven insanın da çok sabreden insanın da çok fedakârlık yapan insanın da... Sürekli veren, fakat karşılığında en küçük bir teşekkür bile görmeyen insan bir gün yorulur. Çünkü insan yalnızca ekmekle, parayla veya başarıyla yaşamaz. Bazen bir “İyi ki varsın”, bazen samimi bir teşekkür, bazen de küçük bir vefa duygusu insanın bütün yorgunluğunu alır.
Bu nedenle çevremizdeki insanların kıymetini, onlar hayatımızdayken bilelim.
Anne babamızın, eşimizin, dostumuzun, arkadaşımızın, bize yıllarca emek veren insanların değerini kaybettikten sonra anlamak yerine, bugün söyleyelim söyleyeceğimizi. Çünkü bazı insanlar gider ve geri dönmez. Bazı kapılar bir daha açılmaz. Bazı “keşke”lerin ise hiçbir telafisi yoktur. Unutmayalım; iyilik yapmak bir erdemse, yapılan iyiliğin kıymetini bilmek de en az onun kadar büyük bir erdemdir.
İnsan olmak yalnızca kendimiz için yaşamaktan ibaret değildir. Bize uzanan eli hatırlamak, yanımızda duran insanı unutmamak ve gördüğümüz iyiliğe vefa göstermek de insanlığın en güzel taraflarından biridir. Belki de hayatta kendimize zaman zaman şu soruyu sormalıyız:
“Benim hayatımda bana iyilik yapan insanların hangisinin kıymetini yeterince biliyorum?”
Cevabını bulduğumuzda, belki de aramamız gereken bir telefon, söylememiz gereken bir teşekkür ve sarılmamız gereken bir insan olduğunu fark edeceğiz. Çünkü kıymet bilmek için yarını beklememek gerekir. Bugün söyleyin. Bugün teşekkür edin. Bugün değer verin. Yarın çok geç olabilir.

